4 Eylül 2015

Leman’dan ekranlara…

  • Leman Dergisi’nden “Kıllanan Adam” karakteri televizyon reklamlarında kullanılıyor. Galiba bir bankaydı. Karakterin içine etmişler ama yine de bu efsaneyi televizyonda görmek güzel.
  • L-Manyak’tan “Kötü Kedi Şerafettin” ve “Robinson Crusoe” çizgidizilerinin filmleri çıkıyor. Kötü Kedi Şerefettin animasyon tarzında hazırlanmış. Karakter tasarımları ve animasyonlar başarılı duruyor. Robinson Crusoe’da Cuma, baya kafamdaki Cuma olmuş.

Filmler daha çıkmadı, izlemedim. Bekleyip görelim.

Mizah dergileri okumayı uzun zaman önce bıraktım. Takip ettiğim zamanlarda çizerler hep film yapmaktan bahsederlerdi. Uzun zaman sonra da olsa isteklerine kavuşmuşlar.

 

21 Nisan 2014

Şimdi yeni şeyler zırvalamak lazım

Türkçe yazmayı ve konuşmayı bilmeyen milletvekili tweet’i adeta… “Kimmiş lan bunu zırvalayan?” diye bakınca ne göreyim, benmişim! (Alacağı cevabı sindiremeyeceğini düşündü ki herhalde, “gönderen” adresi olarak benim olduğunu düşündüğü ama benim olmayan bir e-posta adresi yazmış herif.)

zirvamail

Dört kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan dingillere uyuz oluyorum. Yürürken kafalarına ciltli Türkçe Sözlük düşmesi suretiyle kafaları kırılsın istiyorum hatta. Bi’ siktirin gidin lan. Cümlelerinizi noktayla bitirin de gelin.

Cümlenin doğru olabilecek bir hali: Makaleleriniz çok acemice.

14 Ocak 2012

son zamanlarda yaptığım en güzel nescafe

İçiyorum da düşünüyorum bir yandan. Benim yaptığım nescafelerin niye bir standardı yok. Kaç şekerli içtiğimi bir türlü ezberleyemedim. Kaşık çatal gibi ölçekler de kullanmadığım için nescafe oranı da belirsiz. bu konuyu hep başkasına paslayıp kişiye bağımlı yaşıyorum maalesef. Mesela sevgilim muthiş nescafe yapar : ) Kaç şeker diye sorduğunda çok kararlı bir şekilde İKİ! ve ya bazen de ÜÇ! diyorum. Sonrada içimden “pff çok şekersiz oldu” ya da “hasktr yaa. ikiymiş.” diyorum. Ama kimseye belli etmiyorum. Ya kararlı sayılar soylemekten vazgecmeliyim ya da gizli gizli şeker eklemeliyim. Bilemiyorum.

25 Aralık 2011

Bozacı

Bozacının önü tıklım tıklım. Vefalı olduğumdan beri bozayı hep sevmek istedim. Hoş, tadı hariç her şeyini seviyorum zaten. Konu o değil. Vefa Bozacısı’nın önü dün akşam tıklım tıklımdı. Buz gibiydi be arkadaş hava. İnsan öyle bir şeyi içmek için bu soğukta dışarıda durur mu? Duruyor demek ki. Vefa’da da neler olmuş neler. Bir sene Boza Günü’nü kaçırdık tüm haberleri de kaçırmışız. Son bir ay fena Vefa nostaljisi yaptım, her seferinde de Ersin’in “gelin sizi süper bir yere götüreceğim” deyip Engin’le beni tersanenin tepesindeki demir korkuluktan atlatıp muhteşem yükseklikteki yere götürmesi gelir.

19 Eylül 2011

Rüyamız hayrolsun

OFF! Harika bir rüya gördüm. Özet geçiyorum: Hollanda’da geçen dönem okuduğum yerdeydim. Sokakta yürüyorum, bir de ne göreyim, apartmanın birinin içinde etrafı açık bi oda gibi yerde Beastie Boys elemanları pencereden insanlara bakıp sigara içiyorlar. Alçak bir katta oluğu için oda giriyorum ben de yanlarına, dayanamıyorum ve karşılarında saçma sapan komik bi’ çeşit dans gibi figürler yapıp -şebeklik yaptığımın gayet farkındayım o anda da- onları güldürüyorum sonra orda takılmaya başlıyorum. Beraber video kayıtları falan yapıyoruz, gülüyoruz, sigara içiyoruz, eğleniyoruz… Bir noktada bir fikir ayrılığına düşüyorum içlerinden biriyle, o da “Sen de bizdensin sanmıştım..” gibi bir şeyler diyor. Önce bi üzülüyorum ama sonra toparlıyorum, böyle de iyi yaa, hem ben sizi seviyorum falan diyorum -bu ne salak bir laf be-
Abi hüzün. Uyandığımda unutmuştum rüyayı.. Rüya yazmayalı da amma olmuş; sonradan ben bile okuduğumda tuhaf gelicek bu yazıyı Zırvala ahalisiyle paylaştığım için hafif bi’ utanma duygusu yaşasam da şöyle ya da böyle burayı update ettiğim için de kendimi meşrulaştırabiliyorum ve o utanç duygum maşallah hoop hemen gidiveriyor.
Ve de bu post’uma bir Beastie Boys şarkısıyla veda ediyorum:

6 Ağustos 2011

Yedim de nekim yedim?

Kafadaki iyi. Bildiğin iyi. Devamını oku »

27 Temmuz 2011

Armut Ağacı

Once kafasını kırmanın hem adaletli hem de stress duzenleyici olacagini dusunmustum. Ayrica ona da faydasi olucakti bence. Nerde ne yapmasi gerektigini ancak bu sekilde ogrenebilcek birine benziyordu.. Sonucta Adam her gun suladigim armut agacindan,  teskereye 1 ay kala yemeyi planladigim meyvelerden birini koparip, cavuslugunu yaptigim nizamiyenin duvarinda armutla safak hesaplimis, beyninde 3ten fazla  hucresi olmayan  bir kimse. Devamını oku »

17 Temmuz 2011

Teskere alinca diye baslar ama bitmez

Teskere alinca  yapmayi planladiim seyler oluyor ufak- buyuk.  Herkeste aynidir bu.  “Abi teskere alim ver elini paris” diyen var. ” Memlekete gidicem 3 ay hic bi iş yapmicam” diyen de var. Kendisine gemi almak isteyen var. Genelde keyif icerikli seyler olur bu planlar, bir de yeminler var. Hic bi havaci asker kutahyayi sevmez ve bi daha ordan gecmiceene yemin eder. 

Ama nihayetinde teskere alinir butun soylenenler unutulur. Ama Ben unutmixam. Teskeremi alinca su anki piskoloji icinde soylediklerimi yerine getirerek bi degisiklik yapicam. Mesela her aksam tras olurken diyorum. Orhan gencebay gibi favori ve biyik birakmazsam serefsizim 🙂 ya da elvis presly gibi dolanicam, belki kurt adam gibi hic kesmeyedebilirim. Kurt adamin derdi farkli olabilir ama sonuca bakalim. Adam nihayetinde bol sakallı. 

16 Temmuz 2011

Şehir efsanesi

Geçenlerde bir arkadaşım “Düzeltme işareti kaldırılmadı mı?” diye sorunca, şu ana kadar duyduğum en yaygın şehir efsanesi hangisidir diye düşündüm. Düzeltme işareti (şapka) kaldırılmadı, “çok oturgaçlı götürgeç” TDK’nin önerisi değil, beynimizin %5-10’unu kullanmıyoruz falan diye düşünürken en büyük kolpayı buldum:

Vücudun herhangi bir yerinden kesilen kılın/tüyün (saç dâhil) daha kalın, gür ve hızlı çıkacağı en yaygın şehir efsanelerinden biri olsa gerek. Ne saçlar gitmiştir kim bilir bu şehir efsanesi yüzünden. Yok öyle bir şey sevgili gençler ve veliler. Kesilen saç/kıl/tüy aynı hızda, aynı kalınlıkta ve gürlükte yeniden çıkıyor. Bilimsel doğru budur.

12 Temmuz 2011

550 bin avro kazanmanın dayanılmaz hafifliği

Aşağıdaki e-postada da açıkça görüldüğü üzere Hollanda’da düzenlenen bir çekilişten 555.000 € ve bir Dell laptop kazanmışım. Arkadaşım, 550.000 € kazanmış olsam “O Dell laptop’ı alın da götünüze sokun.” demez miyim ben size? Spam yazarken de mantığı elden bırakmamak lazım, değil mi?

6 Temmuz 2011

Bazen olur bu

Durup dururken birinin hevesini baltalarim. Niye baltalarim bilmiyorum ama gecen gun bunu yaparken insanmış, statüymüş farketmeksizin aniden yapiyor oldugumu farkettim…  Devamını oku »

5 Temmuz 2011

Tarafimca tescillenmis şanslı Ben

Mesaim bitmiş kantinden alisveris yapiyodum, Subay araci geldi. “Atla gidiyoruz ziyaretcin geldi” dedi. Bir  elimde alisverisim dier elimde de dondurma var ama onemlisi cebimde  telefonum var. “Olmaz, benim acilen tuvalete gitmem gerek”  dedim. “Nizamiyede yaparsin” dedi. Acaip hazirliksiz yakalanmisim, araca atladim gittim. Devamını oku »

Sayfalar:1234567...52»

NEDİR?

Beş süper kişinin tuttuğu bir web günlüğüyle karşı karşıyasınız. Gerekli şeyler de yazabiliriz gereksiz şeyler de. İster okuyun ister okumayın, keyfiniz bilir. Biz yine de yazacağız.

Son Yorumlar