1 at 4 nal 8 kahkaha
dün sabah kar yağdı minik minik niye kimse görmedi.. neyse o kadar büyüttüğm bi durum değildi, ben de bi kaç “oda işi” nden sonra uyudum zaten. ama rahatsız adam 2-3 saat sonra telefon açarak uyandırdı, cinsi capon. Sorun telefon açmasında diil, sorun şu ki; ben yarı baygın adamla pazarlık yapıyorum.. tamam önceden ayarlanmış ve cuma günü bişiler yapılcakmış, herşey güsel ama nedense ben gidip onu alıcakmışım çünkü yağmur yağıyomuş. İşte sorun o. Joleli Japon saçları yağmurda bozuluyomuş! herif basbaya kontezlik yapıyo, lan ben daha uyyorum be. Zaten kalkıp oraya gitmicem, öle bişi yok, bi de onu alıp tarabyada ne idüğü belirsiz bi derneğe gidicekmişiz. Oraya daha önce gittim, içinde 100 kişi var ve bu insanlar uçabildiklerini beyin okuduklarını fıln anlatıyolar. bilinçlenme ve dünyayı kurtarma derneği. Adı neydi aklıma şu an gelmiyo ama bilim - sevgi - hoşgörü 3 lüsü etrafında dönen dialoglar ve en extereme iddaalar var içinde. Günüm o kadar saçma başlayıp o kadar saçma ve random devam etti ki.. hiç bi konuyu kimsenin anlamasını beklemiyorum. ama kahveni al gel bişey anlatçam.. başlıklandırıp yazarım hiç sorun diil =)
Fil, evet FİL…
Ben telefonda “tamam susar, birazdan vazgeçer ve bende kaldığım yerden uyumaya devam ederim” gibi çok pozitif düşüncelerle hiç enerji harcamadan, gözümü açmadan kısa cumlelerle “olmaz o iş” mesajını verdim. Adam kendi kendine bi plan yaptı ve telefonu kapattı, bende uyurum die hiç düşünmedim ne olduğunu dinlemedim de.. Yatmadan önce kardeşime de “uyanınca odayı boya” die bi not bırakmışım.. o yerdeki naylon sesleri iyice engel oldu zaten uykuma. sonuçta 15 dakka kıvranıp uyandım bok gibi. Direkt elime bi fırça alıp boyaya başladım ben de. Annem dakika başı gelip “hii kapıyı da mı boyadınız?! evala güselim kapıyı bozdunuz..” gibi söylenip pek bi memnun dönüp gidiyodu. Pek bi memnun diyorum çunku sorduğun zaman.. yani “niye boyamayalım ki? tek bir sebep söle” dendiği zaman “aslında evet, güsel olmuş” diip rutinine devam ediyodu. Yine de dönüp aynı “hii” tepkiyi pencereye, masaya ve balkon kapısına da verdi o başka. Sonra eve çekik gözlü kişi geldi. heryere hızlı hızlı baktı, bi kaç söylendi, planlarını açıkladı, böle böle yapcaz dedi ve montunu bile çıkarmadı.. O kadar hazır… O kendince ayarlamış, hemen aksiyona koyulcak çünkü. Önceden kardeşimle hazırladığımız o pis tuzağımızı devreye soktuk.. “murat bi film var, süper! imdb den 9,8 almış 10 üzerinden.. düşünsene 17bin kişi 10 puan vermiş bu filme ki ben zaten 15 veriyorum.. görmelisin, biz dün izledik 50 kere daha izleriz..” gibi ballandıra balladıra film anlattıık, bi yandan da sinsi sinsi çerez merez bişiler ayarlandı ortam kuruldu ve o ekranın başına bu adam oturtuldu. Filmin orjınal adı Elephant.. aslında filmden bişi beklemiyosan mal gibi bi 2 saat izleyip zaman öldürmüş olabılıyosun.. Çok ağır ve sonuca bi turlu varamayan bi film. aynı sahneler - farklı açılar.. Zaten yaşanmış bi olay olduğu için, uydurulmadığı için içeriğinde o beklenen enteresan şey de yok. %100 sıradan. ve hayal kırıklığı =) O izledi, ben de çok tatlı uyudum.. Film bi ara bitmiş beni dürtüyo ” hadi kalk gidiyoruz derneğe” deyü. Gerçekten normal diil. Ruhumuz sıkılıyo, duvarlar ustumuze geliyo.. biz nıye gıdıoruz ki oraya.. tehdit ettim “bak! yapıcaklarımdan hiç bi türlü ben sorumlu değilim.. gidersem rezillik çıkarırım orda haberin olsun” dedim, hemen kabul etti göt.
bilim-sevgi-hoşgörü 3lüsünün en fiyasko harmonisi
yolda Barış Aksoy arandı 2 insan daha eklendi fıln 5 kişi olduk, kimsenin bilmediği çok acaip bi yere gidildi durup dururken. İçinde şık giyinmiş insanlar var ve hepsi bi yöne bakıyo, girişte pastalar - kekler fln. en arkada bi yere oturduk yanyana.. her an bi meksika dalgası başlatılabilir, o kıvamdayız ve konuyla alakamız yok. burda nolyo bilmiyoruz. “ehem&öhöm” die biri aldı mikrofonu konuşmaya başlamadan bize “sanıyorum yeni gelenler var aramızda, merhaba - hoşgeldiniz” die bi seslendi, el salladık sus-pus olduk =) Bizlere birer fasikül dağıtıldı, en son ilahi kitabın 42. fasikülüymüş. Taze indirilmiş.. yani 1990 yılında başlanmış ve hala gerisi geliyomuş. en yenisi olduğu kesin ama =) Bunlar zaten çok hardcore iddialar. İnanılması güç şeyler olmasını geçtim, en başta benim ilgimi hiç çekmiyo ki. O mikrofonlu kadın ilkokul3 te şiir okuyan kızlar gibi o fasikülde yazanları okumaya başladı. “ama aynısını okuyo?” die birbirimize baktık ilk önce. sonra birbirimizin kulağına “hocam biz evde okuyup gelsek?” gibi espriler yapıyoruz, komik diil ama çok eğleniyoruz =) En son bozuk paraları birbirine vurup en tiz çınlamayı yakalamaya çalışırken o ilkokul3 kız gitti yerine gündelik sıradan konuşan kadın geldi, dikkatimizi çekti. “bunları anlamasanız bile hücreleriniz öğrenip kendilerini geliştiriyo” cümlesine gülmeye başladık. Çünkü içinde hem Bilim, hem Sevgi hem de Hoşgörü var. tüm durumun vahimliğini o kadar sergiliyo ki.. sesli gülmemek için burnumuzu tutmuş hınkırıyoruz(!) Barışla. o ara bi de şöle bişi duyduk “..sevginin zaten titrasyonla* yayılması sonucunda..” Bunu duyduumda ben ağlıyodum gülmekten ve bıraktım ne varsa gitti =) Sonra Murat ordan bizi kovdu =) “sıkıldıysanız çıkın!” dedi “sıkıldım, çıkıorum” dedim.. “hadi. hadi.” dedi 2 kere 1 er saniye aralıkla =)
Masaüstü FRP
10 dakka sonra teker teker çıktılar onlarda =) birleştik kardeşim aradı. Cuma günüydü, yeni bi oyuna başlancaktı. Çok önceden ayarlanmış bi durumdu ve ben bunu unutup en olmadık yerlerdeydim. Üstelik Ulaş’a da telefon açılmış onunla da taxımde bulusulcaktı. Bunların hepsini harmanladık 7 kişi tanımadığımız bi insanın evine gidildi, zaten 7 kişiden ikisini ben de tanımıorum. Kemik kadro biraz değişip içine barış - ulaş katıldı sabaha kadar paladinlik yaptım. Çok ters bi karakter seçmek zorunda kalmış olsam da çok eğlenceliydi. Zekam 18 uzerınden 7! ve bir paladinim. “git bakalım arka odadakiler ölmüş mü” dierek beni gonderip arkamdan dedikodular çevirdiler katlandım.. “baktım, ölmüşler” Neticede bi barbarın kırdığı ne idüğü belirsiz bi fıçıdan akan renksiz ve kokusuz suyu merak edip yalayan bi karakter var oyunda… Barış Aksoy. Ayrıca koca piramitte karşılaştığımız tek canlıyı, informasyon edinebileceğimiz tek insanı karanlık odaya odanın güvenliği test etmek için atan başına buyruk bi karakter daha var oyunda.. Ulaş Gürşat. güseldi, aynı performansı haftaya cuma beklerim =) Sabaha karşı evlere dağıldık, taximde karnımızı doyurduk ayrılmadan.
Eve geldim.. Çok güsel uyurdum ama şimdi gidip bi fuarda gonulluluk yapmam gerektığı gerçeğini hatırladım. bi uyuyup uyanıp resetlesem keşke, gün bitmiyo böyle.

Yorum Ekleyin