Zırvala!

27 Şubat 2006

çocuk…

outdoorminer @ 1:31 — Kategori: Günlük

“oğlum takımına oynuyoduk” dedi tufan , “ya hayır be oğlum sayısına oynuyoz” diye cevap verdi ismet, bir yandanda ayakkabasınını cırt cırtıyla oynuyordu.” iyi o zaman baştan ama takımına” dedi tufan. ismet te kabul edince herkes kartlarını tekrar aldı eline ve karıştırdılar “10luk ha” diye hatırlattı arkadaşına ismet. tufan destesinden 10 tane kart aldı , ismet’te de zaten 10 kart vardı “en son sen aldın sen başlıyosun” dedi ismet bir tane “sergen yalçın” koydu tufan, onun üstüne “hami” koydu ismet,onun üstüne popescu koydu tufan, mermer zemine çarpan kağıt tutan elleri hafif bir acı duyuyor ama umursamıyorlardı. “popescu”nun üstüne aygünü koydu ismet, “ertuğrul”,”hagi”, “uche”,”abdullah”,”kemalettin” derken ismet elindeki son kart olan “tayfur”‘u koydu, onun üstüne de tufan “amokachi”i koydu. “oğlum sen arkadan çekiyosun hep” diye çıkıştı tufana. tufan ” nasıl arkadan çekiyim lan son kart işte” diye cevap verdi.kartlarını toparlayıp pantolonun cebine koymaya çalıştı ama oraya hepsi sığmayınca bir kısmını öteki cebine soktu. Buna rağmen kartların hacimi dışarıdan belli oluyor ve tuhaf bir görüntü oluşturuyordu. Futbolcu kartlarının hepsini “keptiren” ismet o kadar üzülmüyordu, zaten o kartları da erdemden “kepmişti”. Apartmanın merdiveninden kalktılar sokakta yürümeye başladılar.”aylık oynayalım lan” dedi ismet, “olmaz olum iki kişiyle aylık mı oynanır” diye cevap verdi tufan. biraz yürüdükten sonra bakkala girip gözden kayboldular.

ağustosun 15iydi , hava sıcaktı, okulların açılmasına bir ay vardı…

21 Şubat 2006

Sayın Kurabiye Hanım

MaXCoDeR @ 22:43 — Kategori: Eğlencelik

İsimlerle alay etmeyi sevmem ama bu nasıl olsa yabancı :)
MSN Alerts’taki bir sorun nedeniyle bir süredir Microsoft’tan görevlilerle yazışıyorum. Aldığım son email şöyle başlıyor:

Hello Selim,
Thank you for writing back.
This is Cookie and I understand that you are having issues cancelling alerts.
…..
Sincerely,
Cookie
Microsoft Alerts Technical Support

Anlayacağınız, hatunun adı Cookie, yani Kurabiye. Bunu okuduktan sonra hafif bir gülme krizi geçirdim. O sırada aklımdan “Hayriye, Nuriye oluyo da Kurabiye niye olmasın” gibi şeyler geçiyordu. Sonra saçmaladığımı fark ettim. İnsan kızının adını niye Kurabiye koyar ki?

17 Şubat 2006

gögelerin gücü adına.

Jungee @ 8:46 — Kategori: Günlük

Hiç hesap yapmadan bi söz söledim “artık kapalı alanlarda z.kseniz içmem” die, şimdi çok pişmanım. Geceleri kıcım donuyo balkonlarda sigara içerken.. Hadi onu bıraktım arkadaşlarınla bi bardasın 4. katta, sigara içmek için balkon bulamıosun die en az 12 kat extardan inip cıkıosun.. Ortamdan ayrılması da yanında promosyon gelıo.

Bu şeye benziyo;
1 milyona (bkz: 1,000,000) kadar kac saatte sayarsın?

Ama olumlu getirileri de var .. Mesela sigaranın %60 ından kurtuldum. 

9 Şubat 2006

Ercüment ağabey’e mektup

outdoorminer @ 22:02 — Kategori: Günlük,Müzik

Sevgili Ercüment abi

 sana bu satırları çok uzaklardan yazıyorum. taa moskova’dan. burası çok soğuk ercüment abi. -6 santigrat derece şua en ve kar yağıyo. hani hatırlarmısın dostoyevskinin karamazov kardeşler kitabını okuyup senin yanına gelip kitabı anlatmış ve idama giden adamın moskova sokaklarından geçerken yaşadığı psikolojik detayları çok güzel gördüğünü söylemiştim sana dostoyevskinin.. sonra sen yüzüme bakıp ” yaa yiğenim şimdi dostoyevskinin yaptığıda iş değilmiş, baksana adam idama gidiyo lavuk onun hikayesini yazıyo çorbayı götürüyo” demiştin. bende sana kurgu ve gerçek arasındaki farkı anlatıyordumki çok nefis bir kadın geçti ve sen yanında duran tolga ağabeye dönüp “oha karıya bak lan, ne göt var bee, ama bunla çıkmıycan motordur bu” demiştin hatırladın mı hani tekelci erol’un ordaki köşede?

  moskovada da nefis kadınlar var ercüment abi. hep böyle sarışın renkli gözlü bayanlar. bazen onlara çaktırmadan baktığımda senin sık sık kullandığın “olum bu karı var sikimi kılıf gibi sarar şerfisizim” deyimin aklıma geliyor. ben geçen gün bir tanesiyle tanıştım adı tatiana çok iyi bir insan. burada, moskova üniversitesi genetik biliminde okuyor.

  ercüment abi sana biraz moskovada bir günde yaptıklarımdan bahsedeceğim; sabah moskovaya güneş ışığı vurur vurmaz (07.00 civarı) uyanıyor, kaldığım pansiyonun ziyaretçileri için hazırladığı enfes kahvaltıyla karnımı doyurup. moskova sabahına bir göz atmak için şöyle bir dışarı çıkıp tur atıyorum. biliyor musun ercüment abi moskova 150 yıldan beri çok az değişmiş herhalde. gogolun yapıtlarında anlattığı moskovayı okurken ne hissediyorsam , günümüz moskovasında küçük bir yürüyüş yaptığımda aynı şeyleri hissediyorum. gerçekten moskova mı değişmemiş, yoksa gogol kelimelerle bizi yolculuğa çıkartan bir dahi mi? buna verebilecek kesin bir cevabım yok ama şunu söyleyebilirim; moskova yine karlı,kaotik ve sanki sokakta yaşayan bunalımlı yaşlı bir adam gibi.. burdaki binalar çok güzel ercüment abi, bağcılardaki binalara hiç benzemiyorlar. binalar sanki yaşıyor ve sanki hepsinin anlatıcak uzun bir hikayesi var. bazen moskovada 2 gün gece 2 gün gündüz oluyor ben sana bunu söylediğim de sen inanmamıştın bana ama buraya geldiğimde ben bunu yaşadım.. öğlene doğru küçük yürüyüşümü bitirmek istiyorum ve bir kitapçıdan bir kaç türk gazetesi alıp kaldığım pansiyona dönüyorum. gazetelerden okuduğum kadarıyla türkiyede ve doğu ülkelerinde bir karikatür krizi yaşanıyormuş. insanların bu öyle eften püften bir sebeple provoke edilmesi gerçekten çok üzücü ercüment abi. bir gün mahalledeki doğalgaz kutusununu üstüne oturmuş leman okuyordum ve sen yanıma gelip bakmıştın ve her zamanki vurgu ve tonunla ” bu ne la ?” diye sormuştun meraklıca bende “mizah dergisi ” diye bir cevap vermiş sende anlamış gibi kafanı sallayarak “yiğenim bizde okuduk bunları tommiks fln vardı o zamanlar” demiştin ve arkdaşlarınla her zaman durduğun köşene dönmüştün elinde tespihinle. öğle vakitlerinde pansiyonda biraz rus flarmoni orkestrasının tchaikovsky bestelerinin yorumlarını dinliyorum yarım saat ve 1 saat kadar bu günlerde. gerçekten çok etkili ve kuğu gölü balesindeki bariton vurgularını çok iyi yakalamışlar ercüment ağabey. hatırlıyorum bir gün sakallı bakkalın ordaki eski koltuğa volkmenimle oturmuş pink floyd’un dark sayd of dı muun albümünü dinliyordum , sonra sen gelip “ne dinliyon la” demiştin yine her zamanki vurgun ve tonunla , bende pink floydtan ve yaptıkları müzikten dı vol projesinden syd barret’tan , roger waters’tan ve ingilterede 60 larda ve 70 lerdeki müzik anlayışından bahsetmiştim kısaca kulaklığın birisini sana vermiş ve time adlı şarkıyı beraber dinlemiştik sonra sen ” ben anlamıyorumki şimdi adamın ne dediğini anlasam belki dinlerim alırım kasetlerini ama müziğide beyenmedimki şimdi saat zili sesi var şarkıda” demiştin ve yine halıcının ordaki köşeye dönmüştün arkadaşlarının yanına elinde tespihinle. öğleden sonra ya dışarıya yemek yemeye gidiyorum ya da kızıl meydan, leninin mezarı gibi tarihi yerleri geziyorum. akşam üstü tekrar pansiyona dönüp biraz kitap okuyorum. akşam 8e kadar okuduktan sonra bir bara yada bir partiye gidiyorum. tatiana beni 3  4 günde bir partiye çağırıyo ercüment abi ama senin gittiğin ve anlattığın partiler gibi değil. bu partilerde kılap müzikleri çalmıyor ve partiler karşı cinsten birisini bulmak gibi bir amaç taşımıyor ( tabi buna karşı da değiller  ) ve de insanlar ekstazi kullanmıyor bu partilerde. partide votka içip müzik dinliyoruz, “manita yokmu lan oğlum” dediğini duyar gibi oluyorum ercüment abi. evet güzel bayanlar var gerçekten hatta 3 gün önce tatianayla kaldığım pansiyonda seviştik. “aferim lan götürmüşsün manitayı” dediğini duyar gibi oluyorum ercüment abi. ama öyle düşündüğün gibi değil , bu daha post-modern bir ilişki.

sen benden borç para istemiştim ama bende sana yok demiştim. aslında yalandı param vardı ama moskovaya gidebilmek için biriktiriyordum. beni anlayışla karşılayacağına eminim.

rusyadan sevgilerle ercüment abi

5 Şubat 2006

korsanciyiz.biz

bırk @ 3:55 — Kategori: Günlük

Yapılan istatistiklere göre dünya ortalaması %35 olarak hesaplanan korsan yazılım kullanım oranları, ABD’de %22, İngiltere’de %27, Almanya’da %29, Fransa’da %45, İsrail’de %33, Suudi Arabistan’da %52, Umman’da %64, Katar’da %62, Güney Afrika’da %37, Tayvan’da %43 olarak ortaya çıkıyor. Türkiye’de ise %66 olarak hesaplanıyor.

OYUN KONSOLU
BSA Başkanı Masson, BSA’nın üyelerinden Microsoft’un, son olarak piyasaya sürdüğü oyun konsolunu, korsan kullanım oranının yüksek olduğu gerekçesiyle Türkiye’de satışa sunmadığını da ifade etmiş.

İsveç te internetten bedava film, müzik veya oyun indirilmesinin cezalandırılmasına karşı olanlar, meclise girebilmek için parti kurdu.

Korsan partisinin’ lideri Rickard Falkvinge, AFP muhabirine, ‘Partimiz eylülde yapılacak seçimlere katılacak’ dedi. Partinin önceki gün açılan internet (genel ağ) sitesinde yapılan açıklamada da seçim kampanyalarının tek konusunun ‘internetteki dosyaların paylaşımının cezadan muaf tutulması ve entelektüel mülkiyetin kaldırılması’’ olacağı belirtildi. 9 milyon nüfusa sahip İsveç’te yaklaşık bir milyon kişi internette dosyaları paylaşıyor. ‘Korsanlıkla’ mücadele amacıyla 7 ay önce yasa çıkarıldı. İsveç’te sağ ve sol partilerin dışında farklı partiler kuruluyor. Sağlık hizmeti ve kurumlarının iyileştirilmesini hedefleyen ‘Sjukvaardpartiet’’ ile feministlerin ‘‘Feministisk Initiativ’ adlı partisinden sonra bu kez de ‘korsanlar’ çıktı.

2 Şubat 2006

Gravatar

MaXCoDeR @ 19:04 — Kategori: Bilgisayar & İnternet,Zırvala.com

Yeni bir “avatar” sistemi keşfettim ve çok hoşuma gitti. Zırvala’ya desteğini eklediğim Gravatar adlı bu avatarlar için bir tür evrensel avatar denilebilir. Kısacası, Gravatar destekleyen bütün web sitelerinde sizin bir şey yapmanıza gerek kalmadan o avatarınız görüntüleniyor. Gravatar sahibi olmanız için yapmanız gereken çok basit: http://www.gravatar.com sitesine girip “sign up” linkine tıkladıktan sonra 80×80 piksellik avatarınızı upload ediyorsunuz. Avatarınız bir süre sonra onaylanıyor ve yayına alıyor. Artık yapmanız gereken tek şey, çeşitli bloglara, forumlara ve sitelere bir şey yazarken hep aynı e-mail adresinizi kullanmak. Eğer o site Gravatar desteği sunuyorsu Gravatar’ınız otomatik olarak yorumunuzun yanına ekleniyor.

1 Şubat 2006

Kategorilerle yaşamayı öğrenebilmek…

Bilgisayar ve internet

bilgisayarı ve internet inanılmaz bir zaman kaybı… cmde bir seyv geymim  için 5 gün 14 saat oynamışım.. mayaklık
ben o vakit ile matematik , fizik , öğrenseydim, vücut geliştirme yapsaydım, yabancı dil öğrenseydim çok daha iyidi…

Eğlencelik

nasreddin hoca bir gün turşu satıyomuş.. sonr tam nasreddin hoca bağırdığında eşşek anırıyomuş 2 olmuş 3 olmuş 6 olmuş hoca artık sinirlenmiş… dövmüş eşşeği önce sonra öldürmüş.. bi güzel pişirip yemiş turuşularla..

günlük

bu gün türk dili finali vardı gayet iyi geçti.. vizem 74 tü finalde iyi kredisi de 3 sanırım ben bu dönemi kotarırım

Müzik

müzik konusunda iyice manyadım, klasik müzik, country, gerzek sağcı kovboy şarkıları, 60 lar türk popu, 1920lere ait müzikler dinliyorum son zamanlarda

sinema

film izlemeye başlıycam bu aralar yine.. strorytelling indiriyorum… umarım iyidir.. torrent sistemi de o kadar kötü değilmiş

televizyon 

televizyon izlerken edilgin, güçsüz ve çaresizsiniz… izlemeyin

zirvala.com

çok yakında zırvalada bambaşk şeyler göreceksiniz…