Zırvala!

15 Mayıs 2008

Kafein rush

Jungee @ 4:37 — Kategori: Günlük

Bu çok hoşuma gitti hep ya. Yeterli kafeini alınca, büyük ihtimal gece geç saatlerde, uyumaya son 30 dakka kala herşeyi yapmak istiyorum. Evde çalışmayan bişileri tamir etmek, başa bela olan okul projeleri, finallere yetişmesi gereken ödevler gibi. Ya da odayı ışıklandırma projesine başlamak, motorsiklet fiyatlarına bakmak, parayı bulabilmek için planlar yapmak.. En başka katagori de hiç bilmediğim bi yere gitmek. Yazın 1 haftalık Japonya- Mısır gezmecesi. Bunların hepsi çok sınırsız vaktim varmış gibi geldiğinden oluyo. Sanki yarın, 12 de okula gidip, uzmanlaşmak istediğim bölümü seçmek için mülakata girmicekmişim gibi Googledan Skecth Up indirmeye başladım bi de. Hatta indirimi bitti bile. söylemek istediğim milyon tane şeyi şimdilik askıya alıp nasıl kullanılıyomuş ona bakiim, sonrada oda ışıklandırma projesine geçerim =)

12 Mayıs 2008

Adnan Akbaba

ygt @ 2:02 — Kategori: Günlük

Şu an Fox Tv’de Verkaç var. Galatasaray’ın şampiyonluk programı. Dansözler, Nadide Sultanlar, arka sıradakiler, nihat doğan falan hepsi burda. Ali Şen’li kutlama programları gibi, özlemişim. Bi de programın sunucusu programın başından beri Adnan Aybaba geç kaldı makyajda şimdi gelicek falan dedi. Seyirciler arasında çığlık maskeli biri. Programın 10. dakikasında sunucu ona söz verdi adam konuşmaya başladı, Adnan Aybaba. Sunucu pek şaşırdı hiç haberi yokmuş gibi aa sen makyajda değil miydin falan. Hay allah gece gece gereğinden fazla şebeklik.

11 Mayıs 2008

Black&White

Jungee @ 23:50 — Kategori: Günlük

Bunun oyunu da varmış. yıllardır parfümünü kullanıyodum, bi süredir Gözde de “oyun o oyun” dedi durdu. Geçen gün Barışta gördüm getirdik biraz denedik. Oyun güsel olmuş, çok beğendim. Bi Tanrı oluyosun, çok uzak gezegenlerden kalkıp dünyaya gelıyosun. “Sen bi Tanrısın!” tribi güsel : ) Yunanlılar çıkıyo karşına azteclerden kaçan. “Olaya el atıp bir iki sebepleniiim” diyosun “gelmişken” Yunanlılar sakız gibi yapışıyo. İşte muritlerinle şehirler inşa edip ara sıra da küçük depremler - büyük volkanlar çıkartıp başına iş açıyosun. Aslında ordular toparlayıp Japonlara ya da Azteclere sözünü geçirmen gerek ama onun yerine muridim olmalarını teklif ediyorum basitçe. Ne de olsa tanrıyız, şehirleri kurarken içine sevgimizi katıyoruz 54 ülkeden göçler başlıyo dalga dalga.. İşte yine geçen gün kurabiye yapıodum, dur dedim bi şehir yapim nasıl olcak..

Sevgi kattık.

(daha fazla…)

10 Mayıs 2008

tenkis

bırk @ 23:30 — Kategori: Günlük

yine lig bitti.. küçükken lig bitince sevinirdim hep çünkü yakında okul da biticek demekti bu. yine eski günlerdeki gibi evde mayışık mayışık oturuyorum, dışarda süper hava var, maçlar akşamüstü güneşin batmasına yakın başlıyor, sahadaki futbolcuların gölgeleri yavaştan ortaya çıkmaya başlıyor ikinci yarı başında yanan stat ışıklarıyla beraber, bi de şampiyon felan belli olucak.. ama eski günlerden bi farkı vardı ki bu da benim evde muris A’nın mirasının gerizekalı çocukları ve kokoş karısı arasında nasıl paylaştırılacağını bi türlü anlayamamamdan ibaretti.. ilk yarılar bittiğinde şampiyon belli oldu gibiydi ama ikinci yarı başladığında beşiktaşın uefaya gitme hesaplarını yapan gerizekalı spiker ortaya üçlü averaj diye bi terim attı. noluyo lan ikili averajı daha yeni kavramıştık nerden çıktı bu derken maçlar bitti.. üçlü averajı hala anlamış değilim, zaten artık ihtiyacım da kalmadı, hem şu an A’nın mirasını gayet de güzel paylaştırıyorum. amma velakin bu güzel mayıs akşamında dışarda arkadaşlarla bişeyler içip muhabbet etmek varken odada ders çalışmak yok mu işte benim canımı en çok sıkan bu. yoksa koyim beşiktaşın dötüne..

9 Mayıs 2008

Alınan Dosyalarım

ygt @ 3:42 — Kategori: Günlük, Televizyon

Bilgisayarımdaki en düzenli yer msn’in alınan dosyalarım klasörü. neden bilmiyorum ara sıra lazım oluyo sadece orayı yedekliyorum falan. neyse konumuz ah nerede o eski alınan dosyalarım. bi ara “My Received Files”mış mesela. ama konumuz bu da değil. baktım ki bana gönderilenler arşivde eskiye gittikçe daha bi güzelleşiyo bende özel olmayan bir iki tanesini burada paylaşayım dedim. (daha fazla…)

8 Mayıs 2008

başlık 3milyon7yüz50iki

Jungee @ 2:05 — Kategori: Günlük

Okula git. Tum gun penguen oku. Espri yap. İmza at. Geri gel. Biraz projelerin ilerleme proseslerini finallere endeksle. Belgesel izlerken uyuyakal. Uyanınca dunyada neler olmuş herpsini aynı anda ögrenmeye çalış. 5 internet explorer 4 msn penceresi ve kulağında telefon ile hiç bişey kaçırmadığını öğren. biraz canın sıkılsın gecenin 2sinde dışarı çık, gez dolaş.

6 Mayıs 2008

başlık 3milyon7yüz50bir

Jungee @ 23:13 — Kategori: Günlük

Uyandım dışarı çıktım sigara almaya.. Yolda bi tip geliyodu karşıdan ‘handsfree’ telefonda konuşuyodu şen kahkahalar atarak. Enteresan bi görüntü oluyodur ya metroda otobuste muzik dinlerken çalan telefona cevap verirsin de telefonu kulağına götürmediğin için garip hissedersin. Sonra herkes sana bakıomuş gibi gelir etrafına bakınıp bazılarıyla göz göze gelirsin. Aklıma metroda “bağa mı didin yiğenim” diip duran adam gelmişti. Adama bi yandan telefonu işaret parmağımla gösteririken telefondakiyle de son derece formal, saygılı, düzgün turkçeyle konuşma yapmaya çalışıyodum gitmediğim sınava doktor raporu alabilmek için. Ben bunları düşünürken eleman “ersin?! bu sen misin lan?” dedi korktum. (daha fazla…)

bu da böyle bi boza

madDAM @ 11:45 — Kategori: Günlük

çok heyecanlanmıştım ya. aslında tamamen kendi kendimi gaza getirdim. yani lise eski insanlar falan hatta okul eteğimi bile giydim nostalji olsun diye ama hem hava soğuktu hem insanlar. üniversiteden arkadaşım gelmişti; tutku, kızı boza yı beklemeden çıkardık ordan n’apalım. lale bahçesine gitik, elmalı nargile istedik tutkuyla ama eskisi gibi güzel değildi o da. zaten muhabbetimizden haz etmeyen bir grup sınıf arkadaşımız kendilerini bizim gibi kayıp gençlikten soyutlamak ve polat alemdar muhabbetlerini dha rahat bir şekilde yapmak için bambaşka bir masaya oturmuştu. bambaşka kısmı önemli çünkübaya bildiğin padişah yerleri olur ya şadırvan mı ne denir ona, öyle bir yere oturdular. biz de çıktık ordan taksime gidelim dedik. o bindiğimiz otobüs bile gün boyunca gittiğimiz en eğlenceli mekandı ya. tabi bunda, benim o gün bir saat uyuduktan sonra uyanıp direksiyon dersine gitmemin de etkisi olabilir. peyoteye gittik saat 4müydi neydi. bok varmış gibi alt katta oturduk. neyse sonra tutku gitti, araslar geldi. üst kata çıktık orda biraz muhabbet ettikten sonra sokak kahvesi diye bir yer var oraya gittik. hep gidicez gibi bu aralar (: sonra da galatasaray şampiyon olmuştu ki biz de eve gitmeye karar verdik. saat 9buçuk falandı heralde. çılgın fanatikler taksim sokaklarını doldurmuştu. neyse evime geldim. internete giriyim bişiler yapıyım istedim, bilgisayarı zor kapattığımı ve bayıldığımı hatırlıyorum. dün de 13 saat uyumuş biri olarak uyanıp kuştepedeki (mecidiyeköy’ün oralarda, bilgi üniversitesi) kampüse gidip fransızca dersime girdim. sibel’in oyunu olduğu için 1buçukta bir saat girip dersten çıktım. sonra work and travel için şirkete para yatırdım saat 12:45′ti heralde. aylin’den mesaj geldi “aybalam, oyun 1buçukta değil, 1′deymiş çabuk olmalısın.” diye. ben osmanbey’deydim. neyse ki aylin in telefonda tarif ettiği yolu taksici biliyormuş, 10 dakikada ökm’deydik. sibel çok güzel yonaı ya it. çok duygulandım. neyse sonra santraldeki (alibeyköy’ün oralarda, bilgi üniversitesi) saat 5′teki 3d workshop’una katılmak için taksim santral servisine bindim, gittim falan. labaratuvara bir baktım, workshop 6buçuka ertelenmiş. OHA dedim. bir buçuk saat siksen beklemem burda. ben de akşam ahırkapı’daki şenliklerden önce sebeplenmek için (o ne demek ya) dolapdere’deki (taksimin oralar, biilgi üniversitesi) kampüse gidip bedava alkolden faydalanmak istedim. faydalandım da. konser de vardı. orda 8′e kadar falan durduktan sonra, hüme’yla buluştuk taksimde ve ahırkapı şenliklerine doğru yol aldık tramvay aracılığıyla. neyse bol bol dans ettik işte, göbek attık işte, çok hatırlamıyorum. ama bi tane davulcu amca vardı sürekli bizi sahneden indirmeye çalışıyodu. biz de biz amsterdam’dan geldik böyle şey görmedik diye heyecanlı türk ama yurt dışında yaşayan turistler gibi onu geçiştirmeye çalışıyoduk. klarnetçi de dün amsterdam’dan gelmiş meğer. ben de “oha yoksa siz de mi trenle geldiniz?  belki aynı trenle gelmşizdir abi” gibi bişiler döyledim o da bana: “yok biz trenle gelmedik, uçakla geldik” dedi. ben de vapurla mı geldiniz yoksa dedim sonra o da bana cevap vermekten vaz geçip fotoğraf çektirelim beraber falan olayına girdik. saat 12buçuk gibiydi yolda karşılaştığım bir arkadaşım beni eve bırakmayı teklif etti e ben de kabul ettim tabni ki, taksi kısmından bira tırsmıştım dün nedense. aslında şu anda da kuştepede fransızca dersim var gene ama ektim onu sanırım, santral’e gidicem. sözlerime burda son verirkene deminden beri ne kadar da son veremediğimi fark ettim ya. yoğun bi günmüş dün de. sözlerime şimdi son veriy

tutulmayan sözlere ek paketler ve yamalar : )

Jungee @ 4:50 — Kategori: Günlük

Bu gunden başlayıp gunluk tutucam ben artık. Mesela bu gun dunden kalmaydım, 1 saatlik uyku, acaip bi baş ağrısı okula gittim. gitmeyince okulumu yarım donem uzatan lanet dersimin olduğu lanet pazartesi gunuydu bu gun. İlk 1-2 saatini hatırlamıorum ama arada bi zaman - öğlen 12,5 gibi- bi tiyatro oyunu varmıştı sibelin. Benim bu gun için hatırladığım ilk ekran goruntulerım: kadrajda bi cep telefonuyla başlıyo. Özgeye mesaj çekiyorum: ” Oyuna gelemem.” (daha fazla…)

boza

ygt @ 1:13 — Kategori: Günlük

En son ben yazayım da en üstte benim boza günü yazım olsun. Şimdi genel olarak katılım azdı falan evet. Ama mesele o değil her yıl yüzlerce bardak bozanın çöpe gitmesi beni üzüyor. Evet üzmüyo da yine de dökülmese, içilse daha iyi olur. Burdan ilgililere sesleniyorum önce boza yenmez içilip onu öğrensinler şunu biraz daha sulandırsınlar da sevmesek de bi yudumda içebilelim. Bi de vodkalı boza falan denesinler bakalım oluyomu. Oluyosa seneye vodkalı boza günü diye ayrıyeten bişey yaparız.

Sonraki Sayfa »