bu gün bunu yedim.. evde yemek yoktu, makarna da uzun sürcekti =) biraz da yapçak işim yoktu açıkçası
yemek yaptım, yaptık. (daha fazla…)
26 Şubat 2009
23 Şubat 2009
üşengeçlik
bugün akşam (00:45) bunu yedim. evde yemek yoktu, makarna da hem vakit alıcaktı; ben de açlıktan ölcektim hem de üşendim. kısa bir entry bu. kaçtım. fıyt!
22 Şubat 2009
herkez
aslında S ile yazılır ama mühim değil, çünkü konumuz o değil. çünki ben başka şeyler anlatmak istiyorum. benim bir sürü arkadaşım var. liseden, üniversiteden falan. ama mahhalleden yok; yeni taşındık ondan heralde. neyse konu bunlar da değil. konu şunlar ki benim arkadaşlarımın hepsi çok güzeller, çok yakışıklılar. taş gibiler. bi de iyi insanlar. çıkasım var hepsiyle. böyle yazınca da sanki arkadaşlarımı pazarlıyormuş gibi oldum. burdan yetkililere falan seslenmek isterim ki: en güzel kızlar benm arkadaşım, en yakışıklı herifler de öyle. AY. bundan ne gibi bir kazancın var derseniz de şap diye cevabı yapıştırırım; bi kazancım olması gerekmiyor ki. hiç de şap diye olmadı bu cevap da neyse önemli değil. resmen sevgi kelebeğiyim, hepinizi seviyorum.
11 Şubat 2009
Buraya kadarmış
Bosna Spor Tesisleri yazan tabelanın altından girdi. Tellerle çevrili alanda koşan, mücadele eden arkadaşlarına şöyle bir baktı. Soyunma odasına kadar giderken sahada oynayan oyuncuları saydı. Tam 11 kişi vardı. Rakip takımda 6 kendi takımında 5 kişi oynuyordu ve tam yarım saat oyuna geç kalmıştı.
Kendisin gören arkadaşlarının gözlerinde bir umut ışığı belirdi. Artık Ersin gelmişti ve o kadar çok koşmak zorunda kalmayacaklardı. Artık bir kişi eksik oynamayacaklardı. Hatta yeterince iyi mücadele ederlerse rakibin beş gollük üstünlüğünü bile kapatabilirlerdi.
Soyunma odasına girip çarçabuk formasını giydi. Suni çimle kaplı sahaya adımını atar atmaz içindeki o futbol oynama şevkini hissetti. Oyun başladığında ilk olarak topa sahip olan rakibe doğru koşmaya başladı. Rakip pasını verdi o yine topu kovaladı ancak buna rağmen meşin yuvarlak Burak’ın koruduğu kalede ağlarla buluştu ve fark altıya çıktı.
Oyun tekrar başladığında 30 saniye daha koştu ve ardından ‘buraya kadar’ dedi. Ceza sahasında bağdaş kurup yere oturdu ve arkadaşlarının mücadelesini izlemeye ve takımının yaşadığı 20 küsür farklı hezimete tanık oldu.
Ersin Bayraktar da takımını kurtaramadı. Maç bitince eve döndü odasına kapanıp hıçkırıklara boğularak sessiz sessiz ağladı.

