Senelerdir sorugulayıp cevabına bi türlü ulaşamadığım şeyin neden, niçin, nasıl olduğunu bu sabah anladım. Senelerdir diyorum ve abartmıyorum. Ara ara “bu oda niye bu kadar dağınık lan” tribine girer odayı toplamaya başlarım, çok sık olmaz ama oluyo bazen işte.. : ) Ve herseferinde, odamda bi yerlerde mutfaktaki(!) yemek masasının örtü takımından bi parça bulup birilerine bok atardım. Ya çünkü biri bi şekilde onu bu odaya getiriyo.. Neden ki?
Yani evdeki insanların bu sandalye üzerinde duran sarı boktan örtü parçasını odaya taşımalarındaki amaç ne olabilir? “acaba..” ile başlayan bi cümle bile kuramıyorum bu soruya cevap olarak. İnsanlara soruorum “bu ne? bunu sen mi getirdin” die. Fakat yine herseferinde hiç bi türlü kimse getirmiş olamıyor, hayır, ben de zorluyorum çünkü “walla kızmıcam, söle sen getirdiysen” ya da “sensindiiğr, sensindiiiiğr..” die. Hatta bi keresinde ben kardeşime gıcıklık yapmıştım, metroya götüreceğimi söledim sonra üşendim : ) vazgeçtim ve o da bişilere geç kaldı fln. Sonra odaya bi geldim tam yolun ortasına bırakmış göt herif inkitam almak için. Uzun süre ondan şüphelendim, giriş çıkışlarında takip ettim fln ama günlerden başka bi gün, hatta geçen günlerden birinde babamla yemek yedik, odaya geldik… o soliter oynadı ben geyik ettim, içiçek bişi almaya giderken gene tam yolun ortasında bu sarı örtüyü gördüm. “Babammış!” diip çıkıştım, “hmmf, ben getirmedim” dedi umursamaz bi tavırla ve soliter oynamaya devam etti. ben de bu enteresan tavrı karşısında sustum kaldım. ya çünkü adam oralı bile değil.. belki hayatında ilk defa görüyo o sarı parçayı. İnandım. Biraz düşündüm, bulamayıp rutine geri döndüm.
Ve sonunda bu gün sabah kahvaltısı için pooca almaya giderek çözmüş oldum bu olayı.. Aslında gitmicektim, deli gibi uykum vardı, iyiki gitmişim. Neyse yedim bitti pooçalar, önceki planımı devreye soktum : ) son rütuşları yapıodum.. kapıları kitlemeler, gereksiz ışıkları kapatmalar, kaybolan 2. yastığı aramalar fln bi baktım ki o sarı örtü gene benim odamda. “noluyo lan?!” durumunu hemen orda geçtim. çünkü evde tek başımayım kimseye bok atamam =) bunun sorumlusu benim, galba.. Bunun bi cevabı da yok madem gittim butun sandalyelere oturdum ve 3. denemede o gerzek örtünün pantolon düğmesine takılıp buralara geldiğini öğrendim. arrgh olayı kişiselleştirmek istemezdim ama sarı örtü senden nefret ediyorum ben ya. Neyse ki herşey geçmişte kaldı, tatlıya bağladık biz onunla aramızdaki hadiseyi, senelerin havuz problemi çözüldüğüne göre artık film izlerken uyya kalınmalı bence. dünya ısınıyomuş fln hiç umrum diil, çok keyifli bişey : )
2 yorum var
Yorum yazabilirsiniz
NEDİR?
Son Yorumlar
- iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
- Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
- Jungee: çok yaşlanmışım…
- fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
- Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
- MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
- Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
- MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
- Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...
- MaXCoDeR: olm kuzenin arayıp duruyor, daha email şifreni hatırlamıyormuşsun. nereye göndereyim?
ARŞİVLER
- Ocak 2012 (1)
- Aralık 2011 (1)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (8)
- Haziran 2011 (7)
- Mayıs 2011 (10)
- Haziran 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Ocak 2010 (5)
- Aralık 2009 (4)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (5)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (7)
- Nisan 2009 (1)
- Mart 2009 (4)
- Şubat 2009 (4)
- Ocak 2009 (3)
- Aralık 2008 (4)
- Kasım 2008 (2)
- Ekim 2008 (4)
- Eylül 2008 (2)
- Ağustos 2008 (9)
- Temmuz 2008 (2)
- Haziran 2008 (9)
- Mayıs 2008 (12)
- Nisan 2008 (6)
- Mart 2008 (6)
- Şubat 2008 (9)
- Ocak 2008 (11)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (14)
- Eylül 2007 (19)
- Ağustos 2007 (21)
- Temmuz 2007 (17)
- Haziran 2007 (10)
- Mayıs 2007 (13)
- Nisan 2007 (5)
- Mart 2007 (11)
- Şubat 2007 (6)
- Ocak 2007 (10)
- Aralık 2006 (10)
- Kasım 2006 (8)
- Ekim 2006 (8)
- Eylül 2006 (19)
- Ağustos 2006 (16)
- Temmuz 2006 (22)
- Haziran 2006 (32)
- Mayıs 2006 (22)
- Nisan 2006 (7)
- Mart 2006 (10)
- Şubat 2006 (6)
- Ocak 2006 (14)
- Aralık 2005 (5)
- Kasım 2005 (12)
- Ekim 2005 (7)
- Eylül 2005 (9)
- Ağustos 2005 (6)
- Temmuz 2005 (14)
- Haziran 2005 (17)
- Mayıs 2005 (26)
- Nisan 2005 (16)
- Mart 2005 (8)
- Şubat 2005 (7)
- Ocak 2005 (3)

bende de vardı ööle bi problem. bazı problemlerin çözümüde olmuyomuş, kendine has bi dünyası oluyomuş. misal benim problemimde hadisenin nasıl olduğunu bilip neden toplanamadığını anlayamamaktı.olay şu,benim kitaplar sürekli yerde ve fakat ben odayı topluyorum aradan 1 gün geçiyo hop bi bakıyorum yine yer kitap dolmuş. bu beni değil fakat annemi çok geriyor : ) olayın gizemli bi tarafı yok gayet açık. şimdi ben dışarı çıkarken, ki genelde okula giderken kitapları kitaplıktan almak zor oluyo sanırım ki bide vaktim olmuyo sanırım genelde, çekiyorum kitabı bakıyorum o kitap diilse yere atıyorum, yada o kitabı almamı engelliceini düşündüğüm kitabı direk çekip yere atıyorum, sonra eve geliyorum işime yarayan kitabı yere koyuyorum ( bakın bunu atmıyorum koyuyorum).onları neden toplayamıyorum peki? hep toplamak için oturuyorum ama nedense bi bakıyorum kitaplar yine yerde.bende bu işin peşinden gitmeye karar verdim ve sonra şöyle bi sonuca ulaştım,onları toplamaya başladığımda aa bu kitapta ne yazıomuş, aa bunda ne yazıyomuş diye oturuyorum yere açıyom önüme okuyom öyle ortaya karışık e tabi bu şuursuzca yapılan bi hareket olduğu içinde, kendime geldiğimde ya ben bunları toplamadım mı neden burdalar? diye soruyorum, sonra vakit geçio ben sıkılıyom ayy oda mı toplanır diyom filan.
sonra baktım bunun bi çözümü yok, bilgisayarım yatağım ve kapı arasında bi patika açtım kendime orda gidip geliyorum artık. kapının önünede asıcam levhayı “köprüden önce son çıkış” diye, çünkü labirent biraz karışık el kadar oda da kaybolabilir insanlar.. onların mental sağlıklarıyla oynama riskini göze alamam sanırsam..
tabii, bu artık bi şuura kavuşmuş olan hareket bigün annemin şuurunu kaybedip mutfakta tencere tava ne varsa bana girişmesiyle son buladabilir, yani sonuç için olasılıklar çok..
bukowski’nin de böyle bi battaniyesi varmış. onu öldürmeye falan kalkıyodu. ondan sonra battaniyeyi parçalıyodu. zen düğünü mü ne o kitabındaydı. senin sarı bez de katil olmasın ersin?