bu da böyle bi boza
çok heyecanlanmıştım ya. aslında tamamen kendi kendimi gaza getirdim. yani lise eski insanlar falan hatta okul eteğimi bile giydim nostalji olsun diye ama hem hava soğuktu hem insanlar. üniversiteden arkadaşım gelmişti; tutku, kızı boza yı beklemeden çıkardık ordan n’apalım. lale bahçesine gitik, elmalı nargile istedik tutkuyla ama eskisi gibi güzel değildi o da. zaten muhabbetimizden haz etmeyen bir grup sınıf arkadaşımız kendilerini bizim gibi kayıp gençlikten soyutlamak ve polat alemdar muhabbetlerini dha rahat bir şekilde yapmak için bambaşka bir masaya oturmuştu. bambaşka kısmı önemli çünkübaya bildiğin padişah yerleri olur ya şadırvan mı ne denir ona, öyle bir yere oturdular. biz de çıktık ordan taksime gidelim dedik. o bindiğimiz otobüs bile gün boyunca gittiğimiz en eğlenceli mekandı ya. tabi bunda, benim o gün bir saat uyuduktan sonra uyanıp direksiyon dersine gitmemin de etkisi olabilir. peyoteye gittik saat 4müydi neydi. bok varmış gibi alt katta oturduk. neyse sonra tutku gitti, araslar geldi. üst kata çıktık orda biraz muhabbet ettikten sonra sokak kahvesi diye bir yer var oraya gittik. hep gidicez gibi bu aralar (: sonra da galatasaray şampiyon olmuştu ki biz de eve gitmeye karar verdik. saat 9buçuk falandı heralde. çılgın fanatikler taksim sokaklarını doldurmuştu. neyse evime geldim. internete giriyim bişiler yapıyım istedim, bilgisayarı zor kapattığımı ve bayıldığımı hatırlıyorum. dün de 13 saat uyumuş biri olarak uyanıp kuştepedeki (mecidiyeköy’ün oralarda, bilgi üniversitesi) kampüse gidip fransızca dersime girdim. sibel’in oyunu olduğu için 1buçukta bir saat girip dersten çıktım. sonra work and travel için şirkete para yatırdım saat 12:45′ti heralde. aylin’den mesaj geldi “aybalam, oyun 1buçukta değil, 1′deymiş çabuk olmalısın.” diye. ben osmanbey’deydim. neyse ki aylin in telefonda tarif ettiği yolu taksici biliyormuş, 10 dakikada ökm’deydik. sibel çok güzel yonaı ya it. çok duygulandım. neyse sonra santraldeki (alibeyköy’ün oralarda, bilgi üniversitesi) saat 5′teki 3d workshop’una katılmak için taksim santral servisine bindim, gittim falan. labaratuvara bir baktım, workshop 6buçuka ertelenmiş. OHA dedim. bir buçuk saat siksen beklemem burda. ben de akşam ahırkapı’daki şenliklerden önce sebeplenmek için (o ne demek ya) dolapdere’deki (taksimin oralar, biilgi üniversitesi) kampüse gidip bedava alkolden faydalanmak istedim. faydalandım da. konser de vardı. orda 8′e kadar falan durduktan sonra, hüme’yla buluştuk taksimde ve ahırkapı şenliklerine doğru yol aldık tramvay aracılığıyla. neyse bol bol dans ettik işte, göbek attık işte, çok hatırlamıyorum. ama bi tane davulcu amca vardı sürekli bizi sahneden indirmeye çalışıyodu. biz de biz amsterdam’dan geldik böyle şey görmedik diye heyecanlı türk ama yurt dışında yaşayan turistler gibi onu geçiştirmeye çalışıyoduk. klarnetçi de dün amsterdam’dan gelmiş meğer. ben de “oha yoksa siz de mi trenle geldiniz? belki aynı trenle gelmşizdir abi” gibi bişiler döyledim o da bana: “yok biz trenle gelmedik, uçakla geldik” dedi. ben de vapurla mı geldiniz yoksa dedim sonra o da bana cevap vermekten vaz geçip fotoğraf çektirelim beraber falan olayına girdik. saat 12buçuk gibiydi yolda karşılaştığım bir arkadaşım beni eve bırakmayı teklif etti e ben de kabul ettim tabni ki, taksi kısmından bira tırsmıştım dün nedense. aslında şu anda da kuştepede fransızca dersim var gene ama ektim onu sanırım, santral’e gidicem. sözlerime burda son verirkene deminden beri ne kadar da son veremediğimi fark ettim ya. yoğun bi günmüş dün de. sözlerime şimdi son veriy
3 yorum var
Yorum yazabilirsiniz
NEDİR?
Son Yorumlar
- iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
- Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
- Jungee: çok yaşlanmışım…
- fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
- Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
- MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
- Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
- MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
- Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...
- MaXCoDeR: olm kuzenin arayıp duruyor, daha email şifreni hatırlamıyormuşsun. nereye göndereyim?
ARŞİVLER
- Ocak 2012 (1)
- Aralık 2011 (1)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (8)
- Haziran 2011 (7)
- Mayıs 2011 (10)
- Haziran 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Ocak 2010 (5)
- Aralık 2009 (4)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (5)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (7)
- Nisan 2009 (1)
- Mart 2009 (4)
- Şubat 2009 (4)
- Ocak 2009 (3)
- Aralık 2008 (4)
- Kasım 2008 (2)
- Ekim 2008 (4)
- Eylül 2008 (2)
- Ağustos 2008 (9)
- Temmuz 2008 (2)
- Haziran 2008 (9)
- Mayıs 2008 (12)
- Nisan 2008 (6)
- Mart 2008 (6)
- Şubat 2008 (9)
- Ocak 2008 (11)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (14)
- Eylül 2007 (19)
- Ağustos 2007 (21)
- Temmuz 2007 (17)
- Haziran 2007 (10)
- Mayıs 2007 (13)
- Nisan 2007 (5)
- Mart 2007 (11)
- Şubat 2007 (6)
- Ocak 2007 (10)
- Aralık 2006 (10)
- Kasım 2006 (8)
- Ekim 2006 (8)
- Eylül 2006 (19)
- Ağustos 2006 (16)
- Temmuz 2006 (22)
- Haziran 2006 (32)
- Mayıs 2006 (22)
- Nisan 2006 (7)
- Mart 2006 (10)
- Şubat 2006 (6)
- Ocak 2006 (14)
- Aralık 2005 (5)
- Kasım 2005 (12)
- Ekim 2005 (7)
- Eylül 2005 (9)
- Ağustos 2005 (6)
- Temmuz 2005 (14)
- Haziran 2005 (17)
- Mayıs 2005 (26)
- Nisan 2005 (16)
- Mart 2005 (8)
- Şubat 2005 (7)
- Ocak 2005 (3)

e peki sokak kahvesi nerdeydi ya? biz geçen arıyoduk bulamadık, kalktı sandık..
mis sokak’ın sonlarında, müşkül’ün yanında.
sokak kahvesinde çürüycek ömrümüz ay balam