son zamanlarda yaptığım en güzel nescafe
İçiyorum da düşünüyorum bir yandan. Benim yaptığım nescafelerin niye bir standardı yok. Kaç şekerli içtiğimi bir türlü ezberleyemedim. Kaşık çatal gibi ölçekler de kullanmadığım için nescafe oranı da belirsiz. bu konuyu hep başkasına paslayıp kişiye bağımlı yaşıyorum maalesef. Mesela sevgilim muthiş nescafe yapar : ) Kaç şeker diye sorduğunda çok kararlı bir şekilde İKİ! ve ya bazen de ÜÇ! diyorum. Sonrada içimden “pff çok şekersiz oldu” ya da “hasktr yaa. ikiymiş.” diyorum. Ama kimseye belli etmiyorum. Ya kararlı sayılar soylemekten vazgecmeliyim ya da gizli gizli şeker eklemeliyim. Bilemiyorum.
Bozacı
Bozacının önü tıklım tıklım. Vefalı olduğumdan beri bozayı hep sevmek istedim. Hoş, tadı hariç her şeyini seviyorum zaten. Konu o değil. Vefa Bozacısı’nın önü dün akşam tıklım tıklımdı. Buz gibiydi be arkadaş hava. İnsan öyle bir şeyi içmek için bu soğukta dışarıda durur mu? Duruyor demek ki. Vefa’da da neler olmuş neler. Bir sene Boza Günü’nü kaçırdık tüm haberleri de kaçırmışız. Son bir ay fena Vefa nostaljisi yaptım, her seferinde de Ersin’in “gelin sizi süper bir yere götüreceğim” diyip Engin’le beni tersanenin tepesindeki demir korkuluktan atlatıp muhteşem yükseklikteki yere götürmesi gelir.
Rüyamız hayrolsun
OFF! Harika bir rüya gördüm. Özet geçiyorum: Hollanda’da geçen dönem okuduğum yerdeydim. Sokakta yürüyorum, bir de ne göreyim, apartmanın birinin içinde etrafı açık bi oda gibi yerde Beastie Boys elemanları pencereden insanlara bakıp sigara içiyorlar. Alçak bir katta oluğu için oda giriyorum ben de yanlarına, dayanamıyorum ve karşılarında saçma sapan komik bi’ çeşit dans gibi figürler yapıp -şebeklik yaptığımın gayet farkındayım o anda da- onları güldürüyorum sonra orda takılmaya başlıyorum. Beraber video kayıtları falan yapıyoruz, gülüyoruz, sigara içiyoruz, eğleniyoruz… Bir noktada bir fikir ayrılığına düşüyorum içlerinden biriyle, o da “Sen de bizdensin sanmıştım..” gibi bir şeyler diyor. Önce bi üzülüyorum ama sonra toparlıyorum, böyle de iyi yaa, hem ben sizi seviyorum falan diyorum -bu ne salak bir laf be-
Abi hüzün. Uyandığımda unutmuştum rüyayı.. Rüya yazmayalı da amma olmuş; sonradan ben bile okuduğumda tuhaf gelicek bu yazıyı Zırvala ahalisiyle paylaştığım için hafif bi’ utanma duygusu yaşasam da şöyle ya da böyle burayı update ettiğim için de kendimi meşrulaştırabiliyorum ve o utanç duygum maşallah hoop hemen gidiveriyor.
Ve de bu post’uma bir Beastie Boys şarkısıyla veda ediyorum:
Yedim de nekim yedim?
Kafadaki iyi. Bildiğin iyi. Devamını oku »
Armut Ağacı
Once kafasını kırmanın hem adaletli hem de stress duzenleyici olacagini dusunmustum. Ayrica ona da faydasi olucakti bence. Nerde ne yapmasi gerektigini ancak bu sekilde ogrenebilcek birine benziyordu.. Sonucta Adam her gun suladigim armut agacindan, teskereye 1 ay kala yemeyi planladigim meyvelerden birini koparip, cavuslugunu yaptigim nizamiyenin duvarinda armutla safak hesaplimis, beyninde 3ten fazla hucresi olmayan bir kimse. Devamını oku »
Teskere alinca diye baslar ama bitmez
Teskere alinca yapmayi planladiim seyler oluyor ufak- buyuk. Herkeste aynidir bu. ”Abi teskere alim ver elini paris” diyen var. ” Memlekete gidicem 3 ay hic bi iş yapmicam” diyen de var. Kendisine gemi almak isteyen var. Genelde keyif icerikli seyler olur bu planlar, bir de yeminler var. Hic bi havaci asker kutahyayi sevmez ve bi daha ordan gecmiceene yemin eder.
Ama nihayetinde teskere alinir butun soylenenler unutulur. Ama Ben unutmixam. Teskeremi alinca su anki piskoloji icinde soylediklerimi yerine getirerek bi degisiklik yapicam. Mesela her aksam tras olurken diyorum. Orhan gencebay gibi favori ve biyik birakmazsam serefsizim
ya da elvis presly gibi dolanicam, belki kurt adam gibi hic kesmeyedebilirim. Kurt adamin derdi farkli olabilir ama sonuca bakalim. Adam nihayetinde bol sakallı.
Bazen olur bu
Durup dururken birinin hevesini baltalarim. Niye baltalarim bilmiyorum ama gecen gun bunu yaparken insanmış, statüymüş farketmeksizin aniden yapiyor oldugumu farkettim… Devamını oku »
Tarafimca tescillenmis şanslı Ben
Mesaim bitmiş kantinden alisveris yapiyodum, Subay araci geldi. “Atla gidiyoruz ziyaretcin geldi” dedi. Bir elimde alisverisim dier elimde de dondurma var ama onemlisi cebimde telefonum var. “Olmaz, benim acilen tuvalete gitmem gerek” dedim. “Nizamiyede yaparsin” dedi. Acaip hazirliksiz yakalanmisim, araca atladim gittim. Devamını oku »
Muhasır medeniyette sapkınlık
Sabit Fikir dergisinin son sayısında “muhbir vatandaş” Emre Bukağılı ile yapılan bir röportaj var. “İleri demokrasi” ve “muhasır medeniyet”in temsilcisi olan bu vatandaş, Türkiye’deki kitapları Muzır Kuruluna şikayet ederek yargılanmalarını sağlıyor. Emre Bey’den birkaç inciyi aktarayım:
“Benim rahatsız olduğum bir kitabın bir başkasının ihtiyacı olması mümkün değil. (…) Cinselliği Allah bir nimet olarak yaratmış, bu nimeti istismar edip sapkınlığa yönelmek, daha da kötüsü bu sapkınlığı yayın organlarıyla yaymaya çalışmak çok yanlış.”
Son zamanlarda “erotica” denen erotik edebiyat eserlerine göz atıyorum. Hatta bazılarını Türkçeye de kazandıracağım(!). Emre Bey’in düşüncesine göre kuşkusuz ki sapkınlığımı yayın organlarıyla yaymaya çalışıyorum ve bu, ona göre yanlış olabilir. Sorun şu: Muhasır medeniyetin(!) gereği olarak kendi düşüncesine ters düştüğüm için beni şikayet edecek mi? Benim Türkiye’de ve Türkçe olarak -başkasına zarar vermemek koşuluyla- ne yazıp ne yazamayacağıma başka bir vatandaş karar verebilir mi? Bence de onun düşünce tarzı bana göre yanlış. Şu mesela, doğru bir düşünce:
“Uygarlık son bulacak, özgürlük kalmayacak, barış olmayacak… Tabii insanoğlunun çok büyük bir kısmı bunları savunmak için birlik olmazsa ve barbar, atavik güçlerden önce teşkilatlı bir güç ortaya koymazsa.” (Winston Churchill)
Öyleyse ne olacak?
Dat dat daat!
Şu yaşıma geldim, konvoyla kafa sikme geleneğinin ve anlam ve önemini çözebilmiş değilim.
Konvoydaki adamlar bu işten gerçekten zevk alıyor mu? Sinirleri benden daha çok bozulmuyor mu? Arabanın içindekiler kulaklarında kalıcı hasar oluşabileceğinin farkında mı? En önemlisi de şu: Konvoyla sokakları turlayınca sokaktaki vatandaş için ve konvoydaki bireyler için ne değişiyor?
Yarın öbür gün bir çocuğum olsa ona dünyaya nasıl geldiğini açıklayabilirim ama bu konvoy kavramını açıklamam mümkün değil galiba.
Napolyon’un da dediği gibi: Monitör, monitör, monitör!
Monitör olayı gerçekten insanın çalışma performansını etkiliyor. Şu çalışma ortamı olmasa, dizüstünde çalışmaya mahkum olsam mesela, sıçtım resmen. Napolyon olsaydı “Monitör, monitör, monitör!” derdi eminim. Dünyayı ele geçirmek öyle kolay değil bu devirde. Bir sürü monitörden bir sürü veriyi takip etmesi gerekirdi.
Borsadaki hareketlilik
Haliyle su sıralar yasantim cok kisitli, benzer ve sınırlı. Bir klubem var, içinde ben, bir de tamamen random nobetçim ama uzun donem. Gazetem gelir her gun, okur gibi yaparim ama hic ilgimi cekmez olaylar. Baska ulkenin gazetesi gibi muamele gosteririm. Her seferinde de istisnasiz her nobetci ben sayfalari cevirirken “askerlik düşmüş mü?” diye sorar. “Ama Tayyip dusurecem demisti” diye de israr eder. En son “Cahil cahil konusma” gibisinden fırçayı yer gider.
Her gunun rutinini bu gun urfadan aramiza 1 sene once katilan memet bozdu. Gazete okuduumu gordu, heycanla yaklasti, her zamanki sahne yasanicaandan nasil terslesem diye dusunuyodum, “Ersin abi gazteden baksana borsa düşmüş mü” dedi. Düşünmeye başladım… Tilt oldum.
Bi kere espri yapiyo olsa, oncelikle her askerin gazete gorunce o soruyu soruyor olmasini gozlemleyebilmis ve garipliğe vurgulama yapabiliyor olmaydi ki, bu farkindalik bu adamda kesinlikle mevcut degildi. Borsa nin dusup – yukselen birsey olduunu bile bildigini zannetmediim bu adam kısa donem askerin icat ettiği bu espiriyi kopyalamis olabilir miydi? Kopyalayip kullanmak icin espriyi de
anlamis olmaliydi ki bu kaide bu senaryo icin buyuk bir engel teşkil etmekteydi. Yok yok, kesinlikle Espriyi anlayamamaliydi.
Bu dusunceler kafamda tikaniklik yarattikca pess ediyordum ve agzım dudaklarim gevsiyodu, gulumsemeye baslamak uzereydim. Zaten 5-15 dakikadir dik dik memetin suratina bakiyor oldugumu farkettim, çocuk baya gerilmisti. Sonucta dik dik bakiyormuştum. Ayni anda Nobetçi Memette gerginliinden siyrilip gulumsemeye başladı. “abi benim abilerim borsa da calışiy” dedi. Ben brain damage almak uzereyken anlatti, kisaca Urfa da guzel takim yokmus bu da bursa yi tutuyomus. Futboldan mi bahsediyodu gercekten emin deilim.
NEDİR?
Son Yorumlar
- iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
- Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
- Jungee: çok yaşlanmışım…
- fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
- Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
- MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
- Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
- MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
- Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...
- MaXCoDeR: olm kuzenin arayıp duruyor, daha email şifreni hatırlamıyormuşsun. nereye göndereyim?
ARŞİVLER
- Ocak 2012 (1)
- Aralık 2011 (1)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (8)
- Haziran 2011 (7)
- Mayıs 2011 (10)
- Haziran 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Ocak 2010 (5)
- Aralık 2009 (4)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (5)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (7)
- Nisan 2009 (1)
- Mart 2009 (4)
- Şubat 2009 (4)
- Ocak 2009 (3)
- Aralık 2008 (4)
- Kasım 2008 (2)
- Ekim 2008 (4)
- Eylül 2008 (2)
- Ağustos 2008 (9)
- Temmuz 2008 (2)
- Haziran 2008 (9)
- Mayıs 2008 (12)
- Nisan 2008 (6)
- Mart 2008 (6)
- Şubat 2008 (9)
- Ocak 2008 (11)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (14)
- Eylül 2007 (19)
- Ağustos 2007 (21)
- Temmuz 2007 (17)
- Haziran 2007 (10)
- Mayıs 2007 (13)
- Nisan 2007 (5)
- Mart 2007 (11)
- Şubat 2007 (6)
- Ocak 2007 (10)
- Aralık 2006 (10)
- Kasım 2006 (8)
- Ekim 2006 (8)
- Eylül 2006 (19)
- Ağustos 2006 (16)
- Temmuz 2006 (22)
- Haziran 2006 (32)
- Mayıs 2006 (22)
- Nisan 2006 (7)
- Mart 2006 (10)
- Şubat 2006 (6)
- Ocak 2006 (14)
- Aralık 2005 (5)
- Kasım 2005 (12)
- Ekim 2005 (7)
- Eylül 2005 (9)
- Ağustos 2005 (6)
- Temmuz 2005 (14)
- Haziran 2005 (17)
- Mayıs 2005 (26)
- Nisan 2005 (16)
- Mart 2005 (8)
- Şubat 2005 (7)
- Ocak 2005 (3)

