Browsing articles in "Günlük"
9 Aralık 2008

film olur

Bazı meslekler vardır ki alakasız kişiler tarafından hep aynı şeyler sorulur ya da söylenir. mesela bir zoologsanız en çok duyduğunuz soru “o ne naapıyosun yani?” ise bilişimle alakalı bir mesleğe sahip olan birine de msn şifresi nasıl kırılır falan diye sorulur heralde. bana da bu güne kadar milyon kişi milyon defa “ahua lan şuraya bi kamera koyucaksın tamam mı al sana on numara film. gişe rekoru kırar valla.” gibisinden dünyanın en manasız, salakça fikrini söylüyordu ki bu  bayramın ilk günü bunun doğru olabileceğini farkettim. keşke yanımda kameramla çıksaymışım sabah sokağa. ya yaa. demek ki olabiliyormuş böyle şeyler.

yazarken yabancılaştığım kelimeler: zoolog, meslek, sokak.

ayrıca: ellerinizden öpüyorum.

28 Kasım 2008

Kadir Has Üniversitesi’nde Sansür!

Kadir Has Üniversitesi‘nde o kadar saçma şeyler oluyor ki Zırvala! takipçileriyle paylaşmadan edemedim. Aaa bi de iki vidyo eyledim. Burada ve burada.

27 Kasım 2008

naptım?

Bi iddaadan kalma dilek hakkı borcum vardı, okula giderek ödedim.

Ordan sinemaya ya da kahve içmeye giderim die bi uğraş içine girdim kendi kendime, içine Özgeyi de dahil edip.
Ama önce Barışa uğradım.. taşınıyomuş. bi an kendimi dolap, masa, lamba ya da infra-red ampul taşırken buldum. Napıyorum lan diip kendime geldim. Geldim ama o an insanları da yüz üstü bırakıp çekip gidemezdim..  Saklanmalıydım..  İlk önce arabada saklandım, muzik fılnda dinleyebılıyosun.. ama çabuk yakalandım. sonra yukarı çıkıp boğaz ve kız yurdu manzaralı balkonda saklandım, o da işe yaramayınca KontraBass kılıfında saklandım. Eşyalar bitince bi kalın bi de ince ‘do’ verip çıktım, pizza fıln yedik. turkçenin içindeki fransızca kelimeleri ayıkladık, misha ve sasha 2lisinden dolayı ingilizce olarakta kendimizi tekrarladık. en son labarotuar ortamında çakmak elde etmeye çalışıyoduk, vazgeçip evime geldim. Vizeler bitsin geri de gelirim.

27 Ekim 2008

istiyorum. in other words; abecilik as a life style.

amerikadan türkiyeye gidiş-dönüş uçuşların en ucuz 801 dolar olmamasını istiyorum. bence en az bi 1000 dolar olsun!! bu ne be?! öf. ucuza uluslararası bilet bulabileceğim firma ya da web sitesi bilen var mı acaba ya? çok forum kafasında oldu bu yazı da neyse artık, çok çaresizim. şimdi benim bi tane arkadaşım var ama bunun parası yok o yüzden böyle abecilik yapıyorum.

26 Ekim 2008

İstiyorum

Birisi bana “I am legend” desin, ben de “me too” cevabını vereyim istiyorum.

23 Ekim 2008

projeksiyon

bi projeksiyon aleti mi cihazı mı neyse işte ondan alsam laptop ihtiyacım da çözülecek. hnn zekice aslında da tam emin olamadım. tartışayım o zaman.
laptop lazım
çünkü dışarda da kullanabilirim yatağımda birsürü bir sürü yazı yazarım ki harbiden de çok yazarım. iş de yaparım.
projeksiyon şeysi lazım
çünkü odamda büyük bir eğlence yaratabilirim projeksiyon şeysiyle. feci eğlence yaratırım ki videoart ya da deneysel sinema projelerim için de katalizör görevi görür(nıhah). onun haricinde esas mesele(yani laptopla nasıl yarışabilir aynı kulvar mı ki mevzusu) ise zaten aleti bilgisayarıma bağlayıp tavana yansıtıcaktım bu sefer karşı duvara yansıtırım kablosuz klavye, mause da alınca al sana koca ekranda ve yatakta yazıp çizme şansı. ve leptoptan çok daha eğlenceli tabi. hiç olmadı word’ü açıp ikinci bahar felçli çocuk oyunu oynarım ki bak bilinç altında kalmış yıllarca feci özenmişim. Devamını oku »

20 Ekim 2008

Ölü ya da diri

Neredeyse 1 aydır bir şey yazmamışız yahu. Öldük mü kaldık mı belli değil. Ölmeyenler cevap yazsın da anlayalım.

Ben mesela bu dönemde 380 lira sayıp ergonomik koltuk aldım. Ne de olsa PC başında yaşıyoruz. Ayrıca 120 lira daha sayıp ergonomik klavye-fare seti aldım. Bir de Lombak cilt 3 ve 4 siparişi verdim.

28 Eylül 2008

Nescafe

Sanırım 1 senedir  nescafe içmiyormuşum. 2-3 gün önce denedim, içmeden önce kokusunun burnuma dokunmasıyla hissettirdikleri ve hissettirdiklerini yaşadığım dönemler aklıma geldi. Çok özlemişim : )
şimdi de bi tane içiyorum, bu nescafe benimle direkt etkileşime geçiyormuş, onu anladım.

14 Eylül 2008

216 Paketindeki 2001

2M var yanımda. Bir gün önce aldığım 216 masada. Son dala uzandım, aldım. Ağzıma götürüyordum ki izmaritin kısalığı dikkatimi çekti. Yaptığım derinlemesine incelemeden sonra(sigaranın üzerine baktım) 2001 olduğunu farkettim. 216 paketinden 2001 çıkmıştı ki şaşıramadım bile. Acaba fark etmeden 20 adet 2001 mi içmiştim? Küllüğe uzandığımda boşaltılmış olduğunu gördüm. Değiştirecek kimse yoktu, böyle bir şakayı yapacak kimse de yoktu ayrıca kimse 2001 içmiyordu. Hay allah hikayeyi doğru düzgün bir şekilde yazamıyorum bile. Ruh sağlığımı derinden etkileyen bu olay hakkında edecek bir lafı olanları bekliyorum.

31 Ağustos 2008

anımız olsun*

Nedense ben uyurken en az bir kişi yanımdaki bilgisayarda sabit çakılı duruyo. Mesela bu gün uyandım, gelen seslerden en az iki kişinin pes oynadığını farkettim. Ama oynayan kişilerden birinin 3 metre boyunda olduğunu nerden bilebilirdim ki. Zaten yeni uyanmışım, yerde yatıorum bi de.. Aşağıdan bakınca daha da uzuyo objeler.  Kooocaman bir insan. elindeki gamepad minicik kalmış. Korktum, usul usul çıktım odadan balkona gidip bi sigara içtim, gün başladı.. Devamını oku »

30 Ağustos 2008
outdoorminer

Manchester City

city

Bugüne kadar gördüğüm en saçma rüyalardan birisini gördüm…

14.00′da uyanmıştım. Biraz daha uyuyasım vardı. Bir saat daha uyudum ve saçmalıklar başladı:

İngiltere’de Irak’taki savaşı protesto etmek için özel bir maç düzenleniyor. Bu özel karşılaşmada Manchester City ve Arsenal karşı karşıya geliyor. Maçın ilk yarısında gerçek oyuncular, ikinci yarısında tribündeki taraftarlardan şanslı olanlar foma giyecek. Ben de babamla beraber tribünde yerimi almışım.

Maçın ilk yarısı bitiyor oyuncular soyunma odasına gidiyor. Ben de sahaya atlıyorum. Yedek kulübesine doğru gidiyorum ve Manchester City’nin teknik direktörü Mark Hughes’ü görüyorum. “İkinci yarı beni oynat. Sağ bekte iş yaparım” diyorum. Hughes, bana sorma yardımcıma sor diyor. Hughes’ün yardımcısını arıyorum her yerde. Sonunda yedek kulübesinin arkasında buluyorum. Bir kaç topçuyla konuşuyor. “Beni al oyuna diyorum” soruyor neden diye. Ben de hem Arsenal’dan nefret ettiğimi, hem de Manchester City’nin, Newcastle United’la beraber Premier Lig’de desteklediğim takımlardan birisi olduğunu söylüyorum. Herif, Newcastle’ı duyunca biraz duraklıyor. Sonra çok yalvarmak zorunda kalıyorum, kabul ediyor. Tam formanın ve kramponun nerede olduğunu soracağım zaman uyanıyorum.

Kalkıyorum açıyorum bilgisayarı. FM’de başarısız bir oyun sergilediğim Beşiktaş kariyerimi çöpe atıyorum. Manchester City’le yeni oyuna başlıyorum

30 Ağustos 2008
outdoorminer

cuma

Cumaları eskiden seviyordum. Haftasonunun ilk günü oluyordu. dışarı çıkıp bir şeyler yapıyordum. Ama artık her günüm haftasonuymuş gibi geçiyor. Bu yüzden Cuma gününe olan eski sevgimi kaybettim.

Sayfalar:«12345678910...43»

NEDİR?

Altı süper kişinin tuttuğu bir web günlüğüyle karşı karşıyasınız. Gerekli şeyler de yazabiliriz gereksiz şeyler de. İster okuyun ister okumayın, keyfiniz bilir. Biz yine de yazacağız.

Son Yorumlar

  • yılmaz: ulan kıc kafalılar günah lan böyle konuşmak m.a.l mısınız siz diyoki haşa allah yok sen kimsin lan allah...
  • madDAM: Nescafe’yle ilgili aynı yerdeyim; ne kahve oranını bilirim ne de nasıl sevdiğimi. Bazen sütlüsü güzel...
  • iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
  • Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
  • Jungee: çok yaşlanmışım…
  • fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
  • Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
  • MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
  • Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
  • MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...