Ercüment ağabey’e mektup
Sevgili Ercüment abi
sana bu satırları çok uzaklardan yazıyorum. taa moskova’dan. burası çok soğuk ercüment abi. -6 santigrat derece şua en ve kar yağıyo. hani hatırlarmısın dostoyevskinin karamazov kardeşler kitabını okuyup senin yanına gelip kitabı anlatmış ve idama giden adamın moskova sokaklarından geçerken yaşadığı psikolojik detayları çok güzel gördüğünü söylemiştim sana dostoyevskinin.. sonra sen yüzüme bakıp ” yaa yiğenim şimdi dostoyevskinin yaptığıda iş değilmiş, baksana adam idama gidiyo lavuk onun hikayesini yazıyo çorbayı götürüyo” demiştin. bende sana kurgu ve gerçek arasındaki farkı anlatıyordumki çok nefis bir kadın geçti ve sen yanında duran tolga ağabeye dönüp “oha karıya bak lan, ne göt var bee, ama bunla çıkmıycan motordur bu” demiştin hatırladın mı hani tekelci erol’un ordaki köşede?
moskovada da nefis kadınlar var ercüment abi. hep böyle sarışın renkli gözlü bayanlar. bazen onlara çaktırmadan baktığımda senin sık sık kullandığın “olum bu karı var sikimi kılıf gibi sarar şerfisizim” deyimin aklıma geliyor. ben geçen gün bir tanesiyle tanıştım adı tatiana çok iyi bir insan. burada, moskova üniversitesi genetik biliminde okuyor.
ercüment abi sana biraz moskovada bir günde yaptıklarımdan bahsedeceğim; sabah moskovaya güneş ışığı vurur vurmaz (07.00 civarı) uyanıyor, kaldığım pansiyonun ziyaretçileri için hazırladığı enfes kahvaltıyla karnımı doyurup. moskova sabahına bir göz atmak için şöyle bir dışarı çıkıp tur atıyorum. biliyor musun ercüment abi moskova 150 yıldan beri çok az değişmiş herhalde. gogolun yapıtlarında anlattığı moskovayı okurken ne hissediyorsam , günümüz moskovasında küçük bir yürüyüş yaptığımda aynı şeyleri hissediyorum. gerçekten moskova mı değişmemiş, yoksa gogol kelimelerle bizi yolculuğa çıkartan bir dahi mi? buna verebilecek kesin bir cevabım yok ama şunu söyleyebilirim; moskova yine karlı,kaotik ve sanki sokakta yaşayan bunalımlı yaşlı bir adam gibi.. burdaki binalar çok güzel ercüment abi, bağcılardaki binalara hiç benzemiyorlar. binalar sanki yaşıyor ve sanki hepsinin anlatıcak uzun bir hikayesi var. bazen moskovada 2 gün gece 2 gün gündüz oluyor ben sana bunu söylediğim de sen inanmamıştın bana ama buraya geldiğimde ben bunu yaşadım.. öğlene doğru küçük yürüyüşümü bitirmek istiyorum ve bir kitapçıdan bir kaç türk gazetesi alıp kaldığım pansiyona dönüyorum. gazetelerden okuduğum kadarıyla türkiyede ve doğu ülkelerinde bir karikatür krizi yaşanıyormuş. insanların bu öyle eften püften bir sebeple provoke edilmesi gerçekten çok üzücü ercüment abi. bir gün mahalledeki doğalgaz kutusununu üstüne oturmuş leman okuyordum ve sen yanıma gelip bakmıştın ve her zamanki vurgu ve tonunla ” bu ne la ?” diye sormuştun meraklıca bende “mizah dergisi ” diye bir cevap vermiş sende anlamış gibi kafanı sallayarak “yiğenim bizde okuduk bunları tommiks fln vardı o zamanlar” demiştin ve arkdaşlarınla her zaman durduğun köşene dönmüştün elinde tespihinle. öğle vakitlerinde pansiyonda biraz rus flarmoni orkestrasının tchaikovsky bestelerinin yorumlarını dinliyorum yarım saat ve 1 saat kadar bu günlerde. gerçekten çok etkili ve kuğu gölü balesindeki bariton vurgularını çok iyi yakalamışlar ercüment ağabey. hatırlıyorum bir gün sakallı bakkalın ordaki eski koltuğa volkmenimle oturmuş pink floyd’un dark sayd of dı muun albümünü dinliyordum , sonra sen gelip “ne dinliyon la” demiştin yine her zamanki vurgun ve tonunla , bende pink floydtan ve yaptıkları müzikten dı vol projesinden syd barret’tan , roger waters’tan ve ingilterede 60 larda ve 70 lerdeki müzik anlayışından bahsetmiştim kısaca kulaklığın birisini sana vermiş ve time adlı şarkıyı beraber dinlemiştik sonra sen ” ben anlamıyorumki şimdi adamın ne dediğini anlasam belki dinlerim alırım kasetlerini ama müziğide beyenmedimki şimdi saat zili sesi var şarkıda” demiştin ve yine halıcının ordaki köşeye dönmüştün arkadaşlarının yanına elinde tespihinle. öğleden sonra ya dışarıya yemek yemeye gidiyorum ya da kızıl meydan, leninin mezarı gibi tarihi yerleri geziyorum. akşam üstü tekrar pansiyona dönüp biraz kitap okuyorum. akşam 8e kadar okuduktan sonra bir bara yada bir partiye gidiyorum. tatiana beni 3 4 günde bir partiye çağırıyo ercüment abi ama senin gittiğin ve anlattığın partiler gibi değil. bu partilerde kılap müzikleri çalmıyor ve partiler karşı cinsten birisini bulmak gibi bir amaç taşımıyor ( tabi buna karşı da değiller ) ve de insanlar ekstazi kullanmıyor bu partilerde. partide votka içip müzik dinliyoruz, “manita yokmu lan oğlum” dediğini duyar gibi oluyorum ercüment abi. evet güzel bayanlar var gerçekten hatta 3 gün önce tatianayla kaldığım pansiyonda seviştik. “aferim lan götürmüşsün manitayı” dediğini duyar gibi oluyorum ercüment abi. ama öyle düşündüğün gibi değil , bu daha post-modern bir ilişki.
sen benden borç para istemiştim ama bende sana yok demiştim. aslında yalandı param vardı ama moskovaya gidebilmek için biriktiriyordum. beni anlayışla karşılayacağına eminim.
rusyadan sevgilerle ercüment abi
13 yorum var
Yorum yazabilirsiniz
NEDİR?
Son Yorumlar
- iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
- Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
- Jungee: çok yaşlanmışım…
- fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
- Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
- MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
- Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
- MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
- Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...
- MaXCoDeR: olm kuzenin arayıp duruyor, daha email şifreni hatırlamıyormuşsun. nereye göndereyim?
ARŞİVLER
- Ocak 2012 (1)
- Aralık 2011 (1)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (8)
- Haziran 2011 (7)
- Mayıs 2011 (10)
- Haziran 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Ocak 2010 (5)
- Aralık 2009 (4)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (5)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (7)
- Nisan 2009 (1)
- Mart 2009 (4)
- Şubat 2009 (4)
- Ocak 2009 (3)
- Aralık 2008 (4)
- Kasım 2008 (2)
- Ekim 2008 (4)
- Eylül 2008 (2)
- Ağustos 2008 (9)
- Temmuz 2008 (2)
- Haziran 2008 (9)
- Mayıs 2008 (12)
- Nisan 2008 (6)
- Mart 2008 (6)
- Şubat 2008 (9)
- Ocak 2008 (11)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (14)
- Eylül 2007 (19)
- Ağustos 2007 (21)
- Temmuz 2007 (17)
- Haziran 2007 (10)
- Mayıs 2007 (13)
- Nisan 2007 (5)
- Mart 2007 (11)
- Şubat 2007 (6)
- Ocak 2007 (10)
- Aralık 2006 (10)
- Kasım 2006 (8)
- Ekim 2006 (8)
- Eylül 2006 (19)
- Ağustos 2006 (16)
- Temmuz 2006 (22)
- Haziran 2006 (32)
- Mayıs 2006 (22)
- Nisan 2006 (7)
- Mart 2006 (10)
- Şubat 2006 (6)
- Ocak 2006 (14)
- Aralık 2005 (5)
- Kasım 2005 (12)
- Ekim 2005 (7)
- Eylül 2005 (9)
- Ağustos 2005 (6)
- Temmuz 2005 (14)
- Haziran 2005 (17)
- Mayıs 2005 (26)
- Nisan 2005 (16)
- Mart 2005 (8)
- Şubat 2005 (7)
- Ocak 2005 (3)

hahaha hayvansın lan sen. ne kadar arama motoruna yazılıcak “key-word” varsa kullanmıssın.
Ama genede alakasız keyword lerı bağlayışına hasta oldum..
keyword için yazmadım bunu…
gamze özçelik, kız msn’leri, milliyet, hürriyet, fenerbahçe, galatasaray, öss, meb, paris hilton, kurtlar vadisi, counter strike…
başka ne vardı lan?
Alıntı:başka ne vardı lan?
Şahin K (:
gayet güzel severek okudum amaaaaaaaaaa kadınara SAYGI
iiiiiiiiiiiiiiiiiiğreeeeeeeeeeennnnnnnnnç dersem yalan olur eeeeeeh işte bişe ye benzememiş ama
ne biçim site kardeşim bu
harbiden ne biçim site bu?
çok eylenci bence.
karpuz kadar sulu
çilek kadar kırmızı
kivi kadar da ekşi
bi site bu site
dişlerim kamaştı oyhşş:)
olsa olsa eğlenceli olur.
lazmusa61@hotmail.com