Zırvala!

25 Ocak 2010

güzeldi..

Jungee @ 6:32 — Kategori: Günlük

geçtiğimiz hafta üniversite yıllarımın son sınavlarına girdim. O hafta başlamadan önce hayatımın geri kalanını ne kadar çok etkileyebileceğini düşünmüştüm. Her olasılık hesaplanmıştı.Geleceğin tüm paralellerinde beni mutlu edebilecek çözümler üretebiliyodum. Şimdi yapamıyorum.

Şimdi hepsi çok anlamsız geliyor. nisanda koşa koşa askere gtmeye gerek yok. fuarlarda koşuşturmaya da gerek yok. yurt dışında bi yuksek lisansa da ihtiyacım kalmadı. 20 kişilik bi kariyer planlaması içine girmekte anlamsız. Ama sınav haftası başlamadan önce yaptığım hesapların içinde bunların anlamsız kalabileceği yoktu.

Aslında olsaydı da bir şeyi değiştiremezdim. Benden beklenenleri karşılayamadım. Ama bence, beklentilerin ya bi acelesi yoktu ya da resmin içinde değillerdi. Her adımda hayalini kurduğumuz resimden uzaklaştık. Brimiz yetmeyen diğerimiz de sevilmeyen oldu. Aşık olduğum kadın beni terk etti. Ömür boyu mutsuzluğa mahkum edilmiş gibi hissediyorum. Kendimi mantığa davet edip “tabi ki öle olmıcak, bi şekilde toparlarsın” demek istiyorum ama hemen bi anımız canlanıyor beynimde. İyi ya da kötü bi anıyı izlerken özlüyorum. Var olmasını istediğim ama var olması için çoktan geciktiğim dialogları kafamda kurarken buluyorum kendimi. Bana yeterince uzun gelen ömrümde sınırlı sayıda pişmanlık duymuşken bu konunun her noktasında o duyguyu hissediyorum. “keşke böyle olmasa..” dediğim anların bazılarında da içinde defalarca kendisine aşık olduğum ama bir kez de ayrıldığım arabama binip yanına gitmek istiyorum. “Sonuçta ikimizde üzgünüz, neden böyle olsun ki?” die düşünüyorum. Ama en iyi ihtimalle bi iki tur atıp geri dönüyorum. Çünkü dolanırken aklıma en son arabadan ne kadar kararlı inmiş olduğu geliyordu. Sonra da kendisinden ilk kez bir şeyi o kadar içten rica etmişken yolun ortasında arabadan inmesi.. Belki bunu pas geçebilirdim. Ama evine varıp varmadığından emin olmak için evinin önünde beklediğim 1 saatin sonunda sabırsızlanıp açtığım o telefonun dialoglarını pas geçemezdim. bir yakınım ölmüş gibi hissetmiştim. Herbirinde dolanmayı bırakıp evime gittim. Hem zaten dolanmayı bırakıp yanına gitsem ben ona ne vaadedicektim ki.. Daha öncesinden farklı ne sunabilirdim.. 2 kere direkten dönmüş 1 kere de son bulmuş bu ilişki nin tekrar bitmesi ancak nihai sonu ertelemiş olucaktı. Bu karamsarlıkta beni kısır döngünün en başına taşımış oluyodu.Ya da sonuna.. aşık olduğum kadın beni terk etmişti. başka birini ya da başka birşeyi istemiyordum. ömür boyu mutsuzluk ve ardından mantığa bir davet daha..
Sanırım hayattan elenmiş oldum.

“güzeldi..” başlığında 6 yorum var

  1. gravatar iuj demiş ki:

    İstanbul’da -7 derece ile son 31 yılın en soğuk gecesi yaşanırken, yaris’in havası sıcacıktı, mutluluk doluydu; dışarı taşıp arkadaşlarımıza kadar ulaştı..

  2. gravatar Jungee demiş ki:

    Madem hayattan elenmedik, cuma günü uludağa gidelim mi artık ya.. kayak filan extreme sportlar heycan katsın ilişkimize : )

    gravatar leblebi tozu yerken yusuf diyen adam demiş ki:

    kastım iyice kendimi, “ne gerek var” dedim. güvercinlerime yem verirken bi yandan da cebime çakıl taşları doldurdum avluda, sonra fesleğene dadanan kediyi taşladım her ikindi vakti. karmış yağmurmuş derken ne çakıl taşı kaldı meydanda, ne güvercinlerde uçacak takat, ne de taşlayacak kedi… kendi kendini ciddiye alabilsin diye yarattığı süslü bahanelerin kölesiymiş insan.. ne kedi ne güvercin ne fesleğen ne de ben… üç satırda iki adam yumurtlamışsın işte muhterem… mutluluk ne kolay, hüzünlenmek ne kadar beleş… yok elendim yok dilendim bilmem ne… bi hal hasıl olsa da kendimizi sevsek.. dünya sabah batar akşam doğar a… kalmasın alemin şirazesi şu insan eline aman diyim! kadınla dünya batar, aşkla kıyamet kopar.. ben kedileri taşlayamıyorum, fesleğen kar altında, güvercinlerim kafeste kaldı, çakıl taşları bile görünmüyor! kimin umrunda? ama kadınla eleniriz, aşkla seviniriz.. hırtlar güruhu…

    gravatar leblebi tozu yerken yusuf diyen adam demiş ki:

    popüler olanlardan bir de “slogan” iliştireyim;
    “ruhsuz ibneler, milyonluk eşşekler!”

    gravatar ych demiş ki:

    “bi hal hasıl olsa da kendimizi sevsek..”
    +10.

    gravatar fallen demiş ki:

    milyonluk eşek nasıl ya? hakaret etmek isterken, iltifat etmek ne komik olurdu aklıma da o geldi. milyonluk eşek derken, maşalla diyorum altın gibisiniz. a tipi likit fon…

    hayattan elenmek pek kolay diil bu arada. yapıştı mı bırakmıyo sümsük

Yorum Ekleyin