güzeldi..
geçtiğimiz hafta üniversite yıllarımın son sınavlarına girdim. O hafta başlamadan önce hayatımın geri kalanını ne kadar çok etkileyebileceğini düşünmüştüm. Her olasılık hesaplanmıştı.Geleceğin tüm paralellerinde beni mutlu edebilecek çözümler üretebiliyodum. Şimdi yapamıyorum.
Şimdi hepsi çok anlamsız geliyor. nisanda koşa koşa askere gtmeye gerek yok. fuarlarda koşuşturmaya da gerek yok. yurt dışında bi yuksek lisansa da ihtiyacım kalmadı. 20 kişilik bi kariyer planlaması içine girmekte anlamsız. Ama sınav haftası başlamadan önce yaptığım hesapların içinde bunların anlamsız kalabileceği yoktu.
Aslında olsaydı da bir şeyi değiştiremezdim. Benden beklenenleri karşılayamadım. Ama bence, beklentilerin ya bi acelesi yoktu ya da resmin içinde değillerdi. Her adımda hayalini kurduğumuz resimden uzaklaştık. Brimiz yetmeyen diğerimiz de sevilmeyen oldu. Aşık olduğum kadın beni terk etti. Ömür boyu mutsuzluğa mahkum edilmiş gibi hissediyorum. Kendimi mantığa davet edip “tabi ki öle olmıcak, bi şekilde toparlarsın” demek istiyorum ama hemen bi anımız canlanıyor beynimde. İyi ya da kötü bi anıyı izlerken özlüyorum. Var olmasını istediğim ama var olması için çoktan geciktiğim dialogları kafamda kurarken buluyorum kendimi. Bana yeterince uzun gelen ömrümde sınırlı sayıda pişmanlık duymuşken bu konunun her noktasında o duyguyu hissediyorum. “keşke böyle olmasa..” dediğim anların bazılarında da içinde defalarca kendisine aşık olduğum ama bir kez de ayrıldığım arabama binip yanına gitmek istiyorum. “Sonuçta ikimizde üzgünüz, neden böyle olsun ki?” die düşünüyorum. Ama en iyi ihtimalle bi iki tur atıp geri dönüyorum. Çünkü dolanırken aklıma en son arabadan ne kadar kararlı inmiş olduğu geliyordu. Sonra da kendisinden ilk kez bir şeyi o kadar içten rica etmişken yolun ortasında arabadan inmesi.. Belki bunu pas geçebilirdim. Ama evine varıp varmadığından emin olmak için evinin önünde beklediğim 1 saatin sonunda sabırsızlanıp açtığım o telefonun dialoglarını pas geçemezdim. bir yakınım ölmüş gibi hissetmiştim. Herbirinde dolanmayı bırakıp evime gittim. Hem zaten dolanmayı bırakıp yanına gitsem ben ona ne vaadedicektim ki.. Daha öncesinden farklı ne sunabilirdim.. 2 kere direkten dönmüş 1 kere de son bulmuş bu ilişki nin tekrar bitmesi ancak nihai sonu ertelemiş olucaktı. Bu karamsarlıkta beni kısır döngünün en başına taşımış oluyodu.Ya da sonuna.. aşık olduğum kadın beni terk etmişti. başka birini ya da başka birşeyi istemiyordum. ömür boyu mutsuzluk ve ardından mantığa bir davet daha..
Sanırım hayattan elenmiş oldum.
6 yorum var
Yorum yazabilirsiniz
NEDİR?
Son Yorumlar
- iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
- Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
- Jungee: çok yaşlanmışım…
- fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
- Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
- MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
- Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
- MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
- Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...
- MaXCoDeR: olm kuzenin arayıp duruyor, daha email şifreni hatırlamıyormuşsun. nereye göndereyim?
ARŞİVLER
- Ocak 2012 (1)
- Aralık 2011 (1)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (8)
- Haziran 2011 (7)
- Mayıs 2011 (10)
- Haziran 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Ocak 2010 (5)
- Aralık 2009 (4)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (5)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (7)
- Nisan 2009 (1)
- Mart 2009 (4)
- Şubat 2009 (4)
- Ocak 2009 (3)
- Aralık 2008 (4)
- Kasım 2008 (2)
- Ekim 2008 (4)
- Eylül 2008 (2)
- Ağustos 2008 (9)
- Temmuz 2008 (2)
- Haziran 2008 (9)
- Mayıs 2008 (12)
- Nisan 2008 (6)
- Mart 2008 (6)
- Şubat 2008 (9)
- Ocak 2008 (11)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (14)
- Eylül 2007 (19)
- Ağustos 2007 (21)
- Temmuz 2007 (17)
- Haziran 2007 (10)
- Mayıs 2007 (13)
- Nisan 2007 (5)
- Mart 2007 (11)
- Şubat 2007 (6)
- Ocak 2007 (10)
- Aralık 2006 (10)
- Kasım 2006 (8)
- Ekim 2006 (8)
- Eylül 2006 (19)
- Ağustos 2006 (16)
- Temmuz 2006 (22)
- Haziran 2006 (32)
- Mayıs 2006 (22)
- Nisan 2006 (7)
- Mart 2006 (10)
- Şubat 2006 (6)
- Ocak 2006 (14)
- Aralık 2005 (5)
- Kasım 2005 (12)
- Ekim 2005 (7)
- Eylül 2005 (9)
- Ağustos 2005 (6)
- Temmuz 2005 (14)
- Haziran 2005 (17)
- Mayıs 2005 (26)
- Nisan 2005 (16)
- Mart 2005 (8)
- Şubat 2005 (7)
- Ocak 2005 (3)

İstanbul’da -7 derece ile son 31 yılın en soğuk gecesi yaşanırken, yaris’in havası sıcacıktı, mutluluk doluydu; dışarı taşıp arkadaşlarımıza kadar ulaştı..
Madem hayattan elenmedik, cuma günü uludağa gidelim mi artık ya.. kayak filan extreme sportlar heycan katsın ilişkimize : )
kastım iyice kendimi, “ne gerek var” dedim. güvercinlerime yem verirken bi yandan da cebime çakıl taşları doldurdum avluda, sonra fesleğene dadanan kediyi taşladım her ikindi vakti. karmış yağmurmuş derken ne çakıl taşı kaldı meydanda, ne güvercinlerde uçacak takat, ne de taşlayacak kedi… kendi kendini ciddiye alabilsin diye yarattığı süslü bahanelerin kölesiymiş insan.. ne kedi ne güvercin ne fesleğen ne de ben… üç satırda iki adam yumurtlamışsın işte muhterem… mutluluk ne kolay, hüzünlenmek ne kadar beleş… yok elendim yok dilendim bilmem ne… bi hal hasıl olsa da kendimizi sevsek.. dünya sabah batar akşam doğar a… kalmasın alemin şirazesi şu insan eline aman diyim! kadınla dünya batar, aşkla kıyamet kopar.. ben kedileri taşlayamıyorum, fesleğen kar altında, güvercinlerim kafeste kaldı, çakıl taşları bile görünmüyor! kimin umrunda? ama kadınla eleniriz, aşkla seviniriz.. hırtlar güruhu…
popüler olanlardan bir de “slogan” iliştireyim;
“ruhsuz ibneler, milyonluk eşşekler!”
“bi hal hasıl olsa da kendimizi sevsek..”
+10.
milyonluk eşek nasıl ya? hakaret etmek isterken, iltifat etmek ne komik olurdu aklıma da o geldi. milyonluk eşek derken, maşalla diyorum altın gibisiniz. a tipi likit fon…
hayattan elenmek pek kolay diil bu arada. yapıştı mı bırakmıyo sümsük