16 Ocak 2009

hemen anlatırım..

Bu sabah 5 bilinmeyenli denklemlerin çeşitli değişken fonksiyonlarını çözmeye çalışırken uyandım. Neden çalan saatimi 4 kere ertelemiştim “x” oldu. karşısındaki değişken değerler de sebebleri. yol uzun- hava soğuk – uyku güsel- yatak sıcak fıln gibi keyfime göre değerler uydurup onları matematiksel denklemine oturtmaya çalışırken isyan edercesine kalkıp okula gitmeye karar verdim..

Herşey yolundaydı, keyfim yerindeydi. Müzk dinliyodum ve ilerliyodum, varmak üzereydim. Önce müzik sustu. Sonra düzeldi.. ama tekrar sustu. Zaplarım dedim ve komple kendini kapattı. Okula 200 metre kalmıştı, açmaya çalışmadım. Ama hemen onun üstüne direksiyon kasıldı ve sola kırdı. frene bastım, boş çıktı. Sağa doğru yuklendiysem de çeviremedim. Direksiyon boşalınca da bu sefer zaten yüklenmiş olduğumdan sağa sert manevra yaptım. Boş aksiyon filmlerinde ki sağa sola yalpalayan kötü adamlar gibiydim o an. Ona çarpmim buna çarmim derken tekrar kasıldı, sola gitti. En son, kasılma periyodunu ezberleyip kendi kendine durana kadar sağlar sollar yaptım. Arabama Exorcist dadanmıştı ve hiç dua bilmiyordum : ) Ben de okul otoparkında çalışan ‘arabadan anlayan adam’ ların yardımını istedim. Sandım ki o içindeki şeytanla ancak otoparkçılar başedebilir.. 3 kişi arabanın direksiyonuna karşı gelmeye çalıştılar. Park mücadelesi başlamıştı bir kere.. Nitekim aracı park edemiyecektik. Ümitlerin tükendiği anda aklıma denizin buz gibi sularından muhteşem bi fikkir gelmişti. Her gerzek makinede bi hata ile karşılaşıldığında uygulandığı gibi arabaya da RESET! atmalıydık. Kontağı kapatıp tekrar açtım ve işe yaradığını gördüm.
Korkunçtu ama bitmişti..

Sonrası da iyice değişik.. Hikayesi salı gününe dayanır. Özetle şudur ki; 3 günlük uykusuzluktan sonra derse vaktınde yani sabahın köründe gidip derste uyudum. Hatta, niye sınıfta durduğunu hiç bilmediğim, kıyafet değiştirilirken kullanılan seyyar perdeyle de kendime set çekip koşedeki ışıklı masada uyurken hocanın beni uyandırmaya çalışması üzerine “ya hocam 5 dakika daha uyim, kalkarım sonra” gibi iyice pişmişlik de yapmıştım. Doğal olarak dersten kovulunca da gidip otoparkta, arka kolktukta uyumaya devam etmiştim. Devamsızlığımın son gününü bu şekilde harcayıp sınıfta kalmıştım.
Ama öte yandan; o gün derse gidebilmek için de çok uğraşmıştım. Sert sıralarda yada ışıklı masada uyurken oramın buramın uyuşmasını ben istermiydim ki? Ya da emniyet kemerinin takıldığı o kırmızı başlıklı kutunun kaburgalarımı delmesine çok mu bayılıyordum sanki? İşte bu soruları kendime ancak olaydan 2 gün sonra sorabildim. Yönetmeliğin sınıfı gecebilmem için benden 2 isteği vardı.

1.si; derste ne anlatılıyosa hepsini öğrenmemdi ki onun için insanlar sınavlara girip puanlar alır ve sınavlar bir sonraki hafta olduğundan o an için konumuz değildir..
2.side devamsızlık yapmamamdı.
Veriler bunlar olduğuna göre sınıfta kalmam haksızlıktı.

Bu şekilde kendimi gazlayıp hocanın yanına gittim. Başta 3 kişilerdi. Herşeyi birbir anlattım. sonra 3 kişii olduk. İnadından vazgeçmiyordu. Bi ara bana “sen niye buraya geldin ki? benden tam olarak ne istiyorsun?” die sorduğunda ” ya hakkatten bi de sınıfı geçmek için bu kadınla niye muattab oluyorum ki, seneye okurum..” gibi düşünüp “sen kovmuyosun, ben istifa ediyorum” tribine girip “hiiğç ne düşünüyosunuz, merak etmiştim” gibi ne demek olduğunu bilmediğim bi sözle kıvırdığımı sandım. Ama evet! bu çok işe yaramıştı. Ne dediğimi o da anlamayınca biyolojik bi RESET! yemiş oldu.
Korkunçtu ama bitmişti =)
Ve sıfırdan başlayıp “pekiãla haftaya salı şunu getir, bunu getir, anlaşalım” demeye başladı. Herşey tam yoluna girmişken bir saattir hocanın yanında olduğumu ve o gunun dersine artık geciktiğimi içeri girerken hocanın beni süzmesiyle anlayabildim. Öyle bir bakıyordu ki sanki bana sunulan tüm krediler tüketmişim de hala dahasını istiyomuşum gibi. Evet zaten öyleydi : )

Ders bitti, saatte 20 km hızla (max. 40) ortaköy toyota servisine doğru yola koyuldum.. Her an arabam panik atak geçirebilir ya da basitçe beni sağa sola çarpabilir diye sıkıca kavramıştım direksiyonu. Gergin bi kaç saatten sonra servise vardım, durumu anlattım. Bu gun 3 vaka daha vukuu bulmuş, şikayetler bitmek bilmiyormuştu. Sordu askeriyenın etrafında bulunup bulunmadığımı. Bulunmuştum. Okulum askeri kışlanın hemen arkasında. Ama hemen sazanlamadım ve niye die sordum. Öyle sandığım gibi çok acayip bi numara yapmıcakmış. Döküldü hemen. Askeriyede mayın taraması yaparken bi takım saçmasapan(elektromanyetik galba) sinyaller gönderiyolarmış etrafa. Arabanın beynide bundan etkilenip absyi hidroliği fıln kitlemiş gibi bişeyler anlattı. yeterli bulmayıp kendimce kendime uyarladım.. askeriye çok gizli bi iyon bombasını test ediyordu, o yüzdendi : ) ya çünkü hızlı gidiyo olsaydım ölücektim, daha önemli bişey olmalıydı =) en azından yeterince önemli olmalıydı..

Daha sonrası da bambaşka.. yarın ki dersime yetiştirmem gereken 15 zemin çalışması vardı. Hemen eve gittim oyalanmadan. Kuzenimin yanına çıktım, 8 tanesini yapmıştı bile.. En sevdiğim kuzenimle daha fazla ne yapabiliriz diye düşünürken telefon çaldı. Önümüzdeki salı günü! çekilecek olan katalog fotoraflarına manken seçimlerinin 2. ayağı bu günmüş, haberim yokmuş. Seçim komitesine hemen dahil oldum ödevi bıraktım, Mecidiyeköy trafiğine girdim. Trafikte iken ayyüce arayıp biraz çemkirip gelip gelmicemi sordu.. : ) Nerdeyse unutuyormuşum ki toyota servisinde askeriye hakkında elemanla konuşurken araya telefon bağlantısıyla girip beni yemeğe davet etmişti. Gelirim diip askeriye sohbetine devam edince aklımdan çıkmış daha sonra. Ama Zaten Mecidiyekoyde oturuyordu.. Ertesi güne gereken Zemin çalışmaları ödevini saymazsak bi problem yoktu. O zaten benim 1 haftadır genel problemim olduğundan dolayı pek de populer bi problem değildi. İlgi görmüyordu.. İlgi görenler; Yıldız postası caddesi üzerindeki Emel apartmanın 6. katındaki 14 manken.. Hemen en güselleri seçildi. Sırasıyla İrina, Carolina ve Sadola. Sonuncusunun isminden emin diilim de irina hepsine yeterdi zaten : )

Sonra da ayyüceye gittim ordan. mantar bişeyli soslu makarna yapmış, köfte, amerikan salata fıln herşey çok gusel ve çok soğuktu. Epey gecikmiştim. Zaten serviste check up sırasında bişeyler atıştırmıştım, yemeğü pas geçtim. Sohbetten muzikten bilgi testlerinden sonra How I met your Mother ın son bölümü indirilip izlendi. Güzel bölümdü : ) getirdiği suskunlukla evime döndüm. Burak bıraktı.
Vakti gelmişti. bir sürü ödevim vardı ve bi türlü başlayamıyordum. Onun dışında herşey çok fazla ilgimi çekiyordu. tabi mankenler haklı olarak ilgi gördü ama bu yazıyı da o ödevlere başlamamak için uzatmanın da alemi yoktu. 2 saat olmuş lan.
gidiyorum uzanıcam biraz.

3 yorum var

  • Arabası tuhaf,kendi daha da tuhaf,ödev yapmak dışında herşeyle alakalı,uyku müptelası,manken sözcüğüyle kendinden geçen eğlenceli insan seni seviyoruz :)

  • o diilde sen bu kafayla hala nasıl yaşayabiliosun ki ? yani sen bi şekilde hayatını devam ettirebiliosan bende ettirebilirim. e tamam o zaman ya hiçbi proglem yok. var olan proglemler popüler diil hepsi eski.

  • ben ölüyorum resmen ya sınavlara çalışmayıp malak gibi yatıp sonra da gecesinde (bak gününde bile değil gecesinde) çalışıp gidiyorum ama bugün çalışıcam bak valla söz=))yalnız şaka maka 2 sınav kaldı hadi bakalım…=))bizim hoca diyo ki ya çalışmayan insan son güne bırakan insansan bırak ne kasıyosun son gün yapacağın ne biliyo musun yat uyu diyo iç huzurunla git ver kağıdı ohhh ne kasacaksın en güzeli bu diyo ki bunu samimiyetle söylüyo alay değil ciddiyim kafanızı bunlarla yorup sinir hastası olup vicdan azabı cekene kadar uyuyun rahat rahat diyo içimizden haklı laann desek de öyle olmuyo malesef denedim ama ıı ııhhh …. ama yumurta ve kapı kelimelri bence çok iyi gidiyorlar yanyana…=))

Yorum yazabilirsiniz

NEDİR?

Altı süper kişinin tuttuğu bir web günlüğüyle karşı karşıyasınız. Gerekli şeyler de yazabiliriz gereksiz şeyler de. İster okuyun ister okumayın, keyfiniz bilir. Biz yine de yazacağız.

Son Yorumlar

  • madDAM: Nescafe’yle ilgili aynı yerdeyim; ne kahve oranını bilirim ne de nasıl sevdiğimi. Bazen sütlüsü güzel...
  • iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
  • Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
  • Jungee: çok yaşlanmışım…
  • fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
  • Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
  • MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
  • Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
  • MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
  • Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...