Moda ‘bohomojo’ diyor
Sezona liderlik eden ve ilhamını hippi ve çingene ruhundan alan büyüleyici ‘Bohomojo’ akımını tasarımcılar üç kelimeyle özetliyorlar: Şıklık, ihtişam ve güven.
Tasarımcıların yaratıcılıklarını belki de en güzel ortaya koydukları sezonlardan biri bu. Karmaşık olduğu kadar da eğlenceli… Yeni sezon modası, geçmişine sahip çıkarken, hayata daha özgür bir pencereden bakıyor. İlkbaharın kıpırtısını, yazın enerjisini daha derinden hissetmek için kullanılan renklere, kumaşlara, kesimlere ve detaylarla bakmak yeterli.
Büyüleyen şıklık Bohomojo*
*Hippi Tarzı
Bugünün trendine ilham veren 60’lar, etnik detaylar, hippi, gipsy, vintage ve sokak modasıyla bir araya gelerek, bu yaza damgasını vuracak yepyeni bir tarza önderlik ediyor; Bohomojo.
Farkı, daha seçici olması ve detayları ön planda tutması. Bu nedenle biraz daha yaratıcılık ve özen istiyor. Şimdiden tüm vitrinleri, reklam ve moda çekimlerini etkisi altına alan gipsy, hippi ve şıklık terimlerinin evliliğinden doğan bu akım, Doğu kültüründen izler taşıyor.
Bohomojo’nun sözlük anlamına bir göz atarsak… Boho, kendini belirli kalplar içine sokmayan özgür ruhlu bohemlere verilen ad. Seyahat etmekten, yeni yerler ve insanlar keşfetmekten son derece zevk alan boho’lar ‘özgün’ lüğe önderlik ediyorlar. Mojo ise Afrika’lıların sözlüğünde ‘Sihirli bir güç, büyü’ demek. Özetle, hippi ve çingene ruhundan ilham alan bu büyüleyici tarzı tasarımcılar üç kelimeyle özetliyorlar: Şıklık, ihtişam ve güven.
Nasıl giyiniyorlar
Uzun renkli etekler, şapkalar, bereler, platformlu sandaletler, etnik terlikler, işli tişörtler, kalın kemerler, bileklikler, modanın onlara sunduğu ve bu tarzı oluşturan tüm etnik ve modern detayları kullanıyorlar.
Onların çıkış noktası, aksesuvarla zenginleştirilmiş, dozunda ve ayrıcalıklı bir şıklık. Bu ruhu en iyi ortaya koyabilen tasarımcılardan biri olan John Galliano, her adımda bedenle dans eden uzun etekleri ile yazın en ‘favori’ parçalarından birine daha imza atıyor.
Etekler uzadı
30’lu yılların rahat kesimleri ve 50’li yılların feminenliğine arkasını dönmeyen tasarımcılar bu sezon yüzünü Doğu’ya çeviriyor.
Uzakdoğu, Afrika ve Hint kültüründen podyumlara taşınan detayları bu yaz en spor koleksiyonlarda bile görebilmek mümkün. Rıfat Özbek Pollini için hazırladığı yeni koleksiyonunda, Tibet’ten aşağılara inerek pastel renklerle parlak işlemeleri bir araya getiriyor. Bu kadar canlı renklerin, desenlerin ve baskıların içinde, Özbek’in yeni şehirli kadınları sade renkler ve zengin etnik detaylarla kendini yeniden keşfediyor.
Özgür ruhlar için
Sıradışı ve renkli Miss Sixty dünyasında bu yaz yine çok şık sürprizler sizleri bekliyor. Koleksiyonun temel ruhunu renkler, karışımlar ve sofistike kombinasyonlar oluşturuyor. İlhamını 60’lı ve 70’li yıllardan alan marka, modernize ettiği lüks ve bohem aksesuarlarla farklı kesimlere ve yıkamalara sahip denimleri buluşturuyor.
ya uyus oldum boyle odev olmaz olsun..
2 yorum var
Yorum yazabilirsiniz
NEDİR?
Son Yorumlar
- madDAM: Nescafe’yle ilgili aynı yerdeyim; ne kahve oranını bilirim ne de nasıl sevdiğimi. Bazen sütlüsü güzel...
- iuj: sevgilime ve kahveye ihtiyacım var. hadi yarın olsun.
- Jungee: Ne pis bir günmüş o. Benim askerliğim bitti de bazı yazılara baktım, bu zırvala beni üzüyor. Ne kadar hızlı...
- Jungee: çok yaşlanmışım…
- fallen: oha! askerden dönmüş bi sürü şeyler yazılmış. o kadar uzun zamandır yazmamışsınız ki ben geçen gün...
- Burak: Neden bu yazıyı paylaşabilmem için bir paylaş butonu yok?
- MaXCoDeR: Rurkce arıyorsak zor, ama İngilizce olabilir belki.
- Jungee: Evet rurkce karakter kullanmaya useniyorum. O diilde selim bi tuşta ucak moduna alip parlakligi full kısan bi...
- MaXCoDeR: Sizin oralarda Türkçe klavye yok mu abi? Yoksa telefondan mı yazıyorsun? O da çok zor olur lan, üşenir...
- Jungee: Vermem ki mail sifremi, sama unutmus die ayak yapmis =) benim telefonuma mesaj at, yazicak cok seyim var,...
ARŞİVLER
- Ocak 2012 (1)
- Aralık 2011 (1)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (8)
- Haziran 2011 (7)
- Mayıs 2011 (10)
- Haziran 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Ocak 2010 (5)
- Aralık 2009 (4)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (5)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (7)
- Nisan 2009 (1)
- Mart 2009 (4)
- Şubat 2009 (4)
- Ocak 2009 (3)
- Aralık 2008 (4)
- Kasım 2008 (2)
- Ekim 2008 (4)
- Eylül 2008 (2)
- Ağustos 2008 (9)
- Temmuz 2008 (2)
- Haziran 2008 (9)
- Mayıs 2008 (12)
- Nisan 2008 (6)
- Mart 2008 (6)
- Şubat 2008 (9)
- Ocak 2008 (11)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (14)
- Eylül 2007 (19)
- Ağustos 2007 (21)
- Temmuz 2007 (17)
- Haziran 2007 (10)
- Mayıs 2007 (13)
- Nisan 2007 (5)
- Mart 2007 (11)
- Şubat 2007 (6)
- Ocak 2007 (10)
- Aralık 2006 (10)
- Kasım 2006 (8)
- Ekim 2006 (8)
- Eylül 2006 (19)
- Ağustos 2006 (16)
- Temmuz 2006 (22)
- Haziran 2006 (32)
- Mayıs 2006 (22)
- Nisan 2006 (7)
- Mart 2006 (10)
- Şubat 2006 (6)
- Ocak 2006 (14)
- Aralık 2005 (5)
- Kasım 2005 (12)
- Ekim 2005 (7)
- Eylül 2005 (9)
- Ağustos 2005 (6)
- Temmuz 2005 (14)
- Haziran 2005 (17)
- Mayıs 2005 (26)
- Nisan 2005 (16)
- Mart 2005 (8)
- Şubat 2005 (7)
- Ocak 2005 (3)

mesela bi hippiyi gördüüm yerde döverim…
Has.ktirsnler ordan! lan “hip”liğin modası mı olur?! zamanı zamanında modayı eleştirme anlamı taşıyan “hippilik”, yani hip olma durumu şimdi moda mı olmuş… yerim öyle modayı beeen! gitsinler başka şeylerle uğraşsınlar o g.t beyinli modacılar, alet etmesinler akımları… gotiğin de ağzına s.çtılar zaten… görüyoruz sokaklarda, bebeler; panda gibi boyuyolar kendilerini… böyle modanın ben… aaahahhh! ne diyim; ellerinden öperim cemil cümlesinin!